X
+
Tasarım & Baskı Hizmetleri
:
  • Kurumsal Kimlik Çalışmaları
  • Outdoor - Indoor Reklam Tasarımları
  • Gazete & Dergi İlan Tasarımları
  • Matbaa & Dijital Baskı ( Tüm Matbuu Evraklar & Katalog -Broşür-Fatura & Formlar )
  • Indoor & Outdoor Giydirmeler

 

+
Medya Satın Alma
:
  • Satınalma Stratejileri
  • Pazar İzleme
  • İlişki Yönetimi
  • Sponsorluklar
+
Medya Uygulamaları
:

 

  • Sosyal Medya(Sosyal  Ağlar,Medya Paylaşmaları)
  • Web Tasarım (Kurumsal Siteler)
  • Yerel & Ulusal Medya Planlama /
  • Yıllık Strateji & Taktik Geliştirme /
  • Uzun Dönem Strateji Geliştirme 
+
Yerel ve Ulusal Medya Planlama
:
  • Yıllık Strateji ve Taktik Geliştirme
  • Uzun Dönem Strateji Geliştirme 

 

Medya planlama ve satın alma BoomMedyaWorks'ün en güçlü olduğu alanlardan biridir. Ajansımız müşteriler için tasarlanmış reklam kampanyaları için en doğru mecranın seçimi, doğru zamanın belirlenmesi ve çalışmanın ilgili hedef kitleye ulaştırılması için doğru medya planlaması ve satın alımı gerçekleştirmektedir. Müşterisinin mevcut bütçesi dahilinde pazar değerlendirmesi yapanBoomMedyaWorks müşterinin en çok fayda sağlayacağı en efektif medya planlamasını yapar.BoomMedyaWorks olarak amacımız doğru zamanda doğru mecraları kullanarak müşterileri en hızlı şekilde hedef kitleye ulaştırmaktır. 

+
Prodüksiyon
:
  • Profesyonel Fotograf Çekimi
  • Tv ,Sinema ,Reklam Filmi Senaryosu
  • Tv Bant Reklam
  • Film Jenerik ,Fragman Tasarım&Senaryo
  • Kurumsal Tanıtım Filmi
  • StoryBoard
  • Radyo Spot& Jingle
+
Organizasyon
:
  • Bayi Toplantıları
  • Özel Davetler &Sunumlar
+
Kurumsal Danışmanlık ve Raporlama
:
  • Finansal danışmanlık
  • Devresel mali tahlil raporlama
  • Teknik analiz ve performans ölçümleri
  • Firma bilgileri değerlendirme
  • Sektör verisi, araçları, hedef grup analizi
+
Finans & Danışmanlık Hizmetleri
:

BOOMMEDYAWORKS.BESTE ERKİN Şirketi ,Kredi Raporlama, Ticari Bilgi , Karar Destek Sistemlerinin geliştirilmesi ve Yönetilmesi konularında Dünya çapında hizmet veren,ayrıca Avrupa Birliğinde Kayıtlı Kredi  Derecelendirme Kuruluşu olarak faaliyet gösteren CRİF Enformasyon Derecelendirme ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. ‘nin Antalya ve Civarı İller Bölge DANIŞMANI kimliği ile ‘’ Her Türlü  Ticari  Karar  Alma  sürecinizde’’ yanınızda.

Hizmetler:

-Danışmanlık ve Analitik Çözümler.

-Yeni müşteri kazanımına yönelik Planlama ve Destek .

-Müşteri Analizi.

-Yüksek Karlılık ve Minimum Risk için müşteri  yönetimi    ve İzlenmesi.

-Tedarik  yönetimi ve çözümleri.

-E-Ticaret çözümleri.

-Alacak takibi ve tahsilat  hizmetleri, süreç geliştirilmesi.

-Rekabetçi ve doğru kararlar alınabilmesi yönünde Destek Hizmetler. 

+
HAPPY BİRTHDAY BESTE ERKİN
:

3, YIL'INI DOLDURAN BOOMMEDYA WORKS ŞİRKETİNİN,  

KURUCUSU VE GENEL MÜDÜRÜ BESTE ERKİN'İN BUGÜN DOĞUM GÜNÜ.

HERŞEY İSTEDİĞİN GİBİ ,GÖNLÜNCE OLSUN.

SAĞLIK,HUZUR VE MUTLULUK DOLU NİCE NİCE YAŞLARA.

+
Bir dinlenme arası,Kahveye bekliyoruz.
:
+
Bilmeniz gereken çevrim içi itibar yönetimi tüyoları
:

Çevrim içi İtibar Yönetimi

Çevrim içi itibar yönetimi, şirketinizin ürünlerini ve hizmetlerini Internette gözlemlemenizi (monitoring) gerektirir. markanızın ismine zarar gelmeden önce olumsuz yorumların görünürlüğünü kontrol etmenizi ve markanızı takip etmenizi sağlayan bir araçlar Web’de aktif olarak varlığınızı sürdürmeniz önemli.

Markanızın için iyi bir itibar inşa etmeyi başardıktan sonra durumu otopilota alarak tembel tembel oturamazsınız. Çevrim içi itibar yönetimi hali hazırda iyi bir itibarınız olsa bile mühimdir. Buna sonu gelmeyen bir iş olarak da bakabilirsiniz.

Çevrim içi itibar, arama motorlarında bulunan içerikler üzerinden İnternetteki şirketinizi resmeden imajdır. İnternette büyüklüğü fark etmeksizin her işletme, içinde bulunduğu pazarda kendini etkin biçimde konumlandırarak iyi bir çevrim içi itibar yaratabilir.

Çevrim içi itibarınızı nasıl sürdürürsünüz?

Eğer biri markanızı İnternette aratırsa ve karşısına olumlu yorumlar çıkarsa, çevrim içi olarak iyi bir itibarınız olduğu kesindir. Problem o yorumlar olumsuz olduğunda başlar, bu bir şirketi iflasa dahi sürükleyebilir.

1.  Etkileşim

Müşterilerinizi dinlemeniz onları umursadığınızı gösterir. Müşterilerinizi dinleyin ve şirketinizi ilgilendiren her şeyi yönlendirmek için interneti kullanın. Çünkü eğer etrafınızda gelişen olayların farkında olursanız, onları doğru zamanda yönlendirmeniz de mümkün olacaktır. Güven inşa etmeyi unutmayın; olumsuz değerlendirmelere karşı şeffaf olmalısınız.

Yine de iyi bir itibarı inşa etmek ve sürdürmek için müşterilerinizin şikayetlerine sağlıklı bir ilişki kurmak üzere cevap vermeniz ve onlarla etkileşime girmeniz önemlidir. Bir tweete, yoruma ya da soruya sosyal medya hesaplarınız üzerinden geç cevap vermeniz, bu durumu olumsuz etkileyecektir.

 2. Gözlemleme
 
Markanızı ve ürünlerinizi düzenli olarak Web’de aratın böylece başkalarının markanız hakkında neler söylediğini görün ve hangi görselin öne çıktığını bilin. Bunun için Google Alert gibi bir takım araçlar kullanmak çevrim içi itibarınızı gözlemlemek için faydalı olacaktır. Bu araç sizin markanızın adının geçtiği her anda sizi uyaracaktır.

3.Zengin İçerik Yayınlama

Düzenli olarak sadece şirket hakkında kendinizi öne çıkaran reklam benzeri içerikler değil müşterilerinizin okumak isteyeceği zengin içerik paylaşımı yapın. Markanızı satmak yerine müşterilerinize güncel olarak nasıl yardımcı olabileceğinizi düşünün. Bu davranış, sizi rakiplerinizden sıyıracaktır.

Müşterilerinize hayatla nasıl başa çıkabileceklerine dair ya da en basit şekilde sizin alanınıza yakın olan konularda küçük ipuçları vermek markanız hakkında güzel değerlendirmelerin ve yorumların yayılmasını sağlayacaktır.

4.Geri Bildirim Toplayın

Görüşler ve en nihayetinde müşterilerinizden gelen geri bildirimler en önemli şeylerden biridir. İnsanlar bir şirket hakkında karar verme noktasına geldiklerinde bu tarz yorum ve görüşleri inceliyorlar.

Bunun farkında olun yanlış yorumlar yaratma hatasına düşmeyin ya da daha kötüsü iyi yorumlar için para ödemeyin. Genelde bu tarz şeyler duyulur ve böyle bir şeyin duyulması söz konusu olursa çevrim içi bir itibar krizi ile karşıkarşıya kalır.

Sonuç

Markanız için izlediğiniz çevrim içi itibar yönetimi stratejisi sağlam, proaktif, sert olmalı ve tepkili olmamalıdır. Böylece sizi sarsacak yorum ve olumsuz durumlar yaşamanız gerekmez. Bunun aksine çevrim içi itibarınızla ilgili herhangi bir şey yolunda gitmezse bunun bedelini ödemeye hazır olursunuz.

Son olarak, öne çıkan bir çevrim içi itibar yaratmanın bir yolu da markanız için reklam kampanyaları oluşturmaktır. Unutmayın iyi bir marka ismi kazançtan daha önemlidir.

+
Değişime karşı koyan beyninizi değiştirmek için 5 yöntem
:

Değişim ilk başlarda her zaman korkutucudur. Ancak uygulamaya geçtikçe daha kolay bir hal alır.

Beynimizin gün içerisinde yaptığı şeylerin neredeyse %45’i alışkanlık haline gelmiş durumda, yani sorgulamadan otomatikleştirilmiş bir şekilde yapılıyor. Beynimiz oldukça tembel yani. İyi ve kötü alışkanlık arasındaki farkı bile anlamıyor. Hatta sorgulamıyor bile. Eğer siz onu alışkanlık haline getirmesini söylerseniz yapar ve bir daha sorgulamaz.

Bir çok insan değişime direnir. Bunun temel nedeni, doğal alışkanlıklarımızın değişim sonucu farklılaşmak zorunda kalmasıdır. Yani beynimiz daha fazla mesai yapmak zorunda kalmamak için direniyor ve değişmemizi istemiyor. Ama her zaman yaptığımız şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde edemeyeceğimizi biliyoruz değil mi?

Değişim istiyorsak hem kişisel hem de mesleki hayatımızda yeni alışkanlıklar kazanmamız gerektiğini bilmeliyiz. İlk aşamada buna karşı bir direnç ile karşılaşacak olsak da devamında bu direnci yenebiliriz ve sonrasında daha rahat uyum sağlayabiliriz. Bunu yaparken aşağıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz.

1- Duygularınızı mantıkla karşılamayın

Değişim sürecinde bilinmeyenin kaygısı ve korkusu hissedilir. Bir çok kişi size değişimin mantıklı olduğunu söyleyecektir fakat sizin probleminiz mantık değil, duygularınızladır. Bu nedenle duygularınızı yargılamadan gözlemleyin ve merak edin. Neden böyle hissediyorum. Zamanla bu merakınız sayesinde değişimi kucaklamaya başlayacaksınız. İlk adım oldukça önemli olduğu için sakın ihmal etmeyin.

2- Değişim sizin için ne getiriyor bulun

Değişimin getirisinin olumlu olduğunu bilmek bile bazen rahatınızı bozmanızı ve bu değişime katılmanızı sağlamayabilir. Bunu sürekli aklınızda tutmak ise iyi bir motivasyondur. Sık sık bu değişimi size ne katacağını düşünün ve tekrarlayın. Böylece değişimin rahatsızlığını yaşarken bu sizi motive edecektir. Eğer olumlu bir katkı bulamıyorsanız sizin ne gibi kötü bir şeyden kurtaracağını düşünmek de farklı bir yöntem olabilir.

3- Engelleri belirleyin ve bunları yönetin 

Diyelim ki daha sağlıklı olmak gibi bir amaçla hayatınızda değişimler yapıyorsunuz. Bu kadar önemli bir konuda bile çalışma hayatı ve para hırsı bizi yoldan çıkarabilir. Bu nedenle nerede olursanız olun sağlıklı yemeğiniz için planınız olsun. Spor salonuna gitmek için çok mu yoruldunuz, gidin ve orada bir süre uyuyun sonra spor yapın ama bir şekilde önünüze çıkacak engelleri bilip ona göre hareketler belirleyin. Böylece her biri alışkanlık haline dönüşebilsin.

4- Çevrenizi doğru insanlarla kuşatın 

Hayatlarımızda enerjimizi emen insanlar maalesef var ve olmaya devam edecek. Mümkün mertebe bu kişilerden uzaklaşıp sizi daha motive edecek kişilerle doldurmalısınız çevrenizi. Sigarayı bırakmak isterken her an sigara içen arkadaşlarla görüşmek işe yaramaz değil mi? Doğru kişilerle zaman geçirin ve onların sizi desteklemesini, motive etmesini isteyin.

5- Büyük resmi unutmayın

Bir yola koyulduğunuzda ilerledikçe karşınıza çıkan engeller sizi caydırmaya yönelik olacaktır. Büyük resmi unutmadan ilerlemeye devam edin. Üstelik artık ilerlediğiniz için geride bıraktıklarınızı daha net görebiliyorsunuz. Onların her biri sizin başarılarınız.

Unutmayın, farklı davranıp değişmek istiyorsanız farklı düşünmelisiniz. Beynimizi eğitip, yeni alışkanlıklar geliştirebiliriz. Sadece buna cesaret edip başlamak ve inatla sürdürmeyi ihmal etmeyin.

+
Acısız ve ağrısız bir hayat neden tehlikeli?
:

Ağrı bedenimizin bize dikkatli olmamız gerektiğini anlatan bir sinyalidir; ama bazıları ömür boyunca bu hissi bilmeden yaşıyor. Bu durum kronik ağrıya karşı yeni yöntemler bulunmasını sağlayabilir mi?

Almanya'daki Aachen İnsan Genetik Enstitüsü'nde Dr Ingo Kurth bir hastasından kan almaya hazırlanıyor. Hastası 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Stefan Betz.

Betz doğuştan ağrıya karşı duyarsız, yani hiç acı ve ağrı hissetmiyor. Bu genetik soruna sahip yeryüzündeki birkaç yüz kişiden biri. Elini kaynar suya soksa acı hissetmez, anestezisiz ameliyat olabilir. Diğer duyuları ise normal; sıcakta terleyip soğukta üşüyor. Betz bu hastalığı olumlu bir durum olarak görmüyor elbette.

Ağrısız yaşam tehlikeli

"Bazıları acı ve ağrı hissinin olmamasını süper insanlara özgü muhteşem bir şey sanıyor; ama bu hastalığı olanlar için tam tersi. Ağrının nasıl bir şey olduğunu bilmek istiyoruz. Ağrısız yaşam tehlikelerle dolu" diyor Betz.

Betz küçükken ebeveynleri onun hafif zihinsel sorunlu olduğunu sanır, onun sakarlıklarına anlam veremezlermiş. Her tarafı ezik ve kesiklerle doluymuş.

Hastalık teşhisi beş yaşındayken konmuş. Dilini ısırıp, ayak tarağını kırdığı halde hiç ağrı hissetmeyince…

Evrimsel açıdan bu hastaların sayısının az olmasının nedeni, fazla ileri yaşa ulaşamamaları. "Acıdan korkuyoruz ama çocukluktan erişkinliğe gelişim açısından, vücuda zarar vermeden fiziksel aktiviteleri düzenleme ve alınabilecek riskleri belirleme bakımından çok önemli bir histir" diye açıklıyor Kurth.

Vücudun doğal uyarı mekanizması olmadan çoğu çocuk kendisine zarar verecek davranışlar sergiler. Cambridge Tıp Araştırmaları Enstitüsü'nde ağrı konusunda araştırma yapan Geoff Woods'a göre, "Bu hastaların çoğu acı duymadığı için tehlikeli işlere kalkışarak 20'li yaşlarda ölür ya da eklemlerine zarar verdikleri için tekerlekli sandalyeye mahkum olup sonra intihar ediyorlar."

Betz sayısız kez hastaneye kaldırılmış. Ayağını incitip iltihap kapınca bir bacağında aksama başlamış. "Bazen aşırı hareketlere girmemek için ağrınız varmış gibi davranmayı öğreniyorsunuz. Bunun nasıl bir şey olduğunu bilmediğinizden çok kolay olmuyor. Ama dikkat etmeye çalışıyorum, yoksa bir gün vücudum pes diyecek."

Kronik ağrıya umut mu?

Fakat Betz'in hastalığına neden olan mekanizma bir gün milyonlarca insanın hayatını kolaylaştırabilir.

Bu rahatsızlık ilk kez 1932'de New Yorklu bir doktorun dikkatini çekmişti. 2000'lere gelinceye kadar bu sorunla ilgili vakalara kimi tıp dergilerinde yer verilmiş, ama fazla dikkat cezbetmemişti. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla yeni hastalar bulmak kolaylaşınca araştırmacılar da acı ve ağrıyı daha iyi anlamak için bu hastalar üzerinde çalışmaya başladı.

Dünyada her gün 14 milyar adet ağrı kesici tüketiliyor. Yılda her 10 yetişkinden birine kronik ağrı teşhisi konuyor ve her vaka ortalama yedi yıl sürüyor.

Acı ve ağrı hissetmemizi sağlayan şey, ağrı sinirlerinin üzerindeki proteinlerdir. Bu sinirler deriden omuriliğe dek uzanır. Altı çeşit ağrı siniri vardır ve yüksek ısı ya da limon asidi gibi herhangi bir uyarıcı ile uyarıldığında bunlar omuriliğe sinyal gönderip merkezi sinir sistemi tarafından ağrı şeklinde algılanmasını sağlarlar. Beyin, aşırı stres ve adrenalin ile salgılanan endorfin hormonu sayesinde istediği zaman bu ağrı sinyal ağını kapatabilir.

Ağrı kesiciler morfin, eroin ve tramadol gibi uyuşturucu maddeler içerir. Bu nedenle aşırı dozdan çok sayıda insan hayatını kaybetmiştir. ABD'de 2000'den bu yana yarım milyonu aşkın insanın bu nedenle öldüğü biliniyor. Bu günde 91 kişiye denk düşüyor. Aspirin gibi alternatifler ise hem fazla etkili değil hem de uzun süre kullanıldığında mide ve bağırsakta yan etkilere neden oluyor.

Gende mutasyon

2000'lerde Xenon adlı Kanadalı küçük bir ilaç şirketi ağrı hissi olmayan bir aile bulmuş, DNA dizilimlerini tespit etmek üzere başka ülkelerde de benzer vakalara ulaşmaya çalışmıştı. Araştırmalar sonunda SCNP9A adlı gende bir mutasyon tespit edildi. Bu mutasyon Nav1.7 sodyum kanalı adlı kanalı devreden çıkarıp ağrı hissinin duyulmamasına neden oluyordu.

Bu kanalı engelleyen ilaçlar yoluyla kronik ağrılar giderilebilirdi. İlaç şirketleri bu iş üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Bazı ilaçlar hala klinik deney aşamasından geçmeyi bekliyor.

Ayrıca ilacın beyinde, kalpte ve sinir sisteminde aktif olan bu kanalların sadece belli bir kısmını etkilemesini sağlamak, bu nedenle de çok dikkatli olmak gerekiyor.

Bu hastalık üzerinde yapılan çalışmalar yeni bilgiler de ortaya çıkardı. PRDM12 geninin ağrı nöronlarıyla ilgili genler açısından şalter işlevi gördüğü anlaşıldı.

Woods'a göre, kronik ağrı durumunda PRDM12 geni iyi çalışmıyor ya da fazla çalışıyor demektir. Yeni bir ilaçla bu gen düzene sokulabilir.

Fakat bu hastalar açısından gelecekte ağrıları normal hissedecek bir şekilde bir yaşam sürme ihtimali az görünüyor.

+
Girişimciler depresyonla nasıl başa çıkıyor?
:

Bu adam hiç bir zaman depresyona girmez” dediğiniz kişiler var mı? Eminim hepinizin böyle bir tanıdığı, arkadaşı veya iş dünyasından bildiği isimler vardır. Ama yanılıyorsunuz. Herkes depresyona girebilir ve girişimciler de depresyonla başa çıkmak zorunda kalan meslek gruplarından biridir. Girişimcilerin depresyona girmediğini düşünenlerin böyle düşünme nedeni çoğunlukla onların başa çıkma yöntemlerini bilmemeleridir.

Kimsenin “depresyon” kelimesi ile bir arada düşünemediği girişimcilerden Ramon Ray, depresyon konulu bir panelde konuşma yapınca aslında işlerin hiç de öyle olmadığı ortaya çıkıyor ve deneyimlerini cesurca paylaşıyor.

Girişimciler neden depresyonla boğuşur?

Genel olarak girişimlerin kendine göre zorlukları bulunur. Ekip kurma, işi büyütme, yasal problemler, ürün geliştirme ve daha fazlası. Bu konular her girişimciyi çok fazla strese sokar ve stres de yalnızlık getirir. Girişimcilerin çevresinde genelde dönüp konuşabileceği veya yardım isteyebileceği kişi sayısı 3-4’ü geçmez. Çoğu tahminin aksine eş ve çocuklar anlamaz, aileler zaten tam zamanlı bir işe girmesini bekler ve arkadaşların çoğu deli olduğunu düşünür. Sonuç olarak yalnızlıkla beraber depresyon gelir. Her şey yolunda gibi davranır girişimci fakat çoğunlukla böyle değildir. Bu da acı çekmesine neden olur.

Kişisel deneyimlerim de oldu!

Her girişimci gibi ben de benzer problemlerle boğuştum. “Aileme paranın gelmediğini nasıl söylerim?”, “Sanırım yeterince iyi değilim” ve daha fazla problem. Çoğu problem intihar düşünceleri, inzivaya çekilme gibi sonuçlara kadar gidiyordu. İlk depresyona girişim sanırım Birleşmiş Milletler’deki işimden kovulduğum zamandı. Hesabımda bir miktar para vardı ve bununla hem aileme bakmalı hem de yeni bir şeylerin temelini atmalıydım. Çok karanlık dönemlerdi. Bundan 5 yıl öncesiydi ve zaman zaman geri gelecekmiş gibi hislere kapılıyorum.

Depresyonla nasıl başa çıktım? Girişimcilere neler tavsiye ederim?

Depresyonla başa çıkmak zor ama imkansız değil. Ben öncelikle bunu kabullendim ve bu gibi durumlara karşı hazırlıklı olmak için 9 maddelik bir liste hazırladım.

  • Herkes girişimci kafasında olamaz. Siz eğer bu işi yapacaksanız o kafada olduğunuzu ve doğru yöne baktığınızdan emin olun. Girişimci kafasında olmak, bazı şeyleri göze almakla başlıyor.
  • Ailenizi ve yakın çevrenizi bu konuda eğitin. Zamanı geldiğinde onlardan destek alabilmek için çevrenizdeki en yakın kişileri girişimcilik ve girişimci hayatı hakkında eğitin.
  • Bir akıl hocası, danışman veya mentor (adını siz koyun) edinin.
  • Böyle durumlarda 1 haftalık zaman ayırın ve kafanızı dağıtın. Dinlenin. Çözemediğiniz problemlere temiz bir zihinle bakmak için kendinize zaman tanıyın.
  • Kendinizi geliştirin. Finansal problem yaşıyorsunuz diye depresyona girmenize gerek olmadığı konusunda eğitimler, kaynaklar bile bulabilirsiniz.
  • Sağlıklı yaşamaya çalışın. Sağlıklı beslenme ve egzersizler hayatınızın bir parçası olsun.
  • Küçük – büyük farketmez tüm zaferlerinizi kutlayın, kendinizi ödüllendirin.
  • Başarısız olmak, denediğinizi gösterir. Bunu kabullenin ve devam edin. “Edison, 999 başarısız ampul bulma denemesini ‘ampulün nasıl yapılamayacağının 999 yolunu buldum’ diyerek özetliyor. 1000. denemede başarıyor.”
  • Girişimci hayal kurar bu bir gerçektir fakat hedeflerinizi gerçekçi olarak belirleyin. İmkansızı hedeflemişseniz depresyona girmekten sizi kimse kurtaramayabilir.

Bu konularda kendinize açık sözlü olur ve hazırlıklı olursanız depresyon sizden uzak olacaktır.

+
Tham Khai Meng’ten 6 ders
:
+
Tam zamanlı çalışırken bir yandan kendi işinizi kurabilmek için tavsiyeler
:

Öncelikle kabul edelim, herkes bir şirket kurmak zorunda değil ve zaten kuramaz da… Herkesin kafası aynı şekilde çalışmadığı için bu gayet normal. Bir çok kişi kendi girişimini kurmak için işini bırakır ve tam zamanlı olarak yeni işini kurmaya çalışır ve buna rağmen başarısız olma yüzdesi çok fazladır. Bunu bir de yandan yapmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Fakat bir yerde çalışırken bir yandan da işini kurabilen kişiler yok değil. Onlar da sizin gibi 24 saate sahipler, tek bir farkla! Onlar sizden farklı düşünüyorlar ve bir çalışma yöntemleri var.

1- Kafanızda yapmak istedikleriniz net olsun. Gerçekten açık ve net! 

Bir çok girişimcinin başarısız olma nedeni aslında tam olarak ne istediklerini bilmeden harekete geçmeleridir. Ne istediklerini bilmemek derken tam olarak nereye ulaşmak istediklerinden söz ediyorum. Dünyayı dolaşmak mı istiyorsun? Daha fazla para mı? Özgürlük mü? Yoksa sadece işini bırakmış olmak mı?

Bu konuda oldukça net olmalısınız. Net olarak nereye/neye ulaşmak istediğinizi belirleyin ve hatta bunu her gün görebileceğiniz bir yere yazın.

2- Mükemmeli aramayın. %90 iyidir. 

Girişimcilerin en büyük hatalarından biri mükemmeliyetçi olmalarıdır. Hiç bir zaman mükemmel olmayacağı için de tıkanıp dururlar. Ürününüz ne ise %90’a geldiğiniz zaman harekete geçmeniz gerektiğini bilin. Kalan %10 zaten çok büyük değişikliğe neden olmayacak emin olun. Gereken düzenlemeleri zaten yolda yapabilirsiniz.

3- Zaman yönetimi ve üretkenlik daha çok dikkat etmeniz gereken başlıklar olacak.

Abraham Lincoln ne diyor? “Bir ağacı parçalamak için bana 6 saat verirseniz ilk 4 saati baltamı keskinleştirmek için harcarım.” Siz de çalışırken bir yandan işinizi kurmaya çalışıyorsanız elinizde kısıtlı zaman vardır demektir. Bu nedenle her gün elinizde olan vaktin her dakikasını en etkili şekilde harcamanın yollarını öğrenmelisiniz. Belki bu konuda danışmanlıklar bile alabilirsiniz.

4- Her dakika bir fırsattır. Değerlendirmeyi bilin. 

Özellikle boş vakitlerinizi toplarsanız bunlar haftalık 10 saat gibi bir şeye tekabül eder. Yani sadece boş vakitlerinizi bile verimli geçirirseniz en az 10 saat ek kazancınız olabilir. Bu boş zamanlar okuldaysanız dersler arası vakitler, büyük şehirlerde trafikte, metroda geçer ve ayrıca yemek saatleriniz de buna dahil edilebilir. Bu vakitlerde podcast dinleyebilir, işinize yönelik bir makale okuyabilir veya kitap okuyabilirsiniz. Ne yaparsanız yapın o vakitleri iyi değerlendirdiğinizden emin olun.

5- Öğrenme sürenizi kısaltın.

Evet, hayat boyu öğrenci olmalısınız ve evet, öğrenmeniz gereken şeyler hiç bir zaman bitmeyecek fakat zaman aleyhinize işliyor. Öğrendiğiniz onca şeyi uygulamaya ne zaman başlayacaksınız? Ürününüzü pazarlamak için tüm taktikleri öğrenmenize imkan yok, bu nedenle öğrendiğiniz taktikleri uygulamaya başlayın. Zamanınızın %90’ını harekete geçmek için harcamanız oldukça önemli.

6- Kendinizi unutmayın. 

Her şeyin sonunda bunu kendiniz için yapıyorsunuz değil mi? Daha iyi bir hayat, daha kaliteli zaman ve dahası. Bu nedenle kendinizi unutmayın. Eğer tükenmişlik durumu yaşarsanız tüm emekleriniz de boşa gider. Bu nedenle çalışırken kendinizi ödüllendirmeyi, her kilometre taşı için ödüller belirlemeyi unutmayın.

7- Fiziksel aktivite önemlidir. 

Fiziksel aktiviteler, kendinizi unutmamanız için veya bir depresyon durumundaysanız çıkmak için birebirdir. Hem mental olarak iyi hissetmenizi sağlar hem de çalışma saatlerinde sizi daha zinde tutar. Bu nedenle spor yapmayı ihmal etmeyin. Hiç bir şey yapmıyorsanız bile en azından günde 30 dakika yürüyüş yapın.

8- Yan iş yapmıyorsunuz. Tamamen kendinizi verin. 

Unutmayın, siz bir yan iş kurmuyorsunuz. Asıl işiniz üzerine çalışıyorsunuz. Bu nedenle ona ayırdığınız zamanlarda kendinizi tamamen vermelisiniz.

Asıl işiniz çok yoğun olabilir. Çevreniz sizi bundan alı koymaya çalışabilir veya daha bir çok farklı sorunla yüzleşebilirsiniz. Ama kolay olduğunu da kimse söylememişti değil mi? Bunlara karşı direnip, çalışmaya devam etmelisiniz. Bittiği zaman, işinizin başına geçtiğiniz zaman bununla fazlasıyla gururlanabilirsiniz.

+
Zeki insanlar nasıl daha az çalışıp daha çok iş tamamlıyorlar?
:

Bazı insanların robot olduğunu düşünüyorsunuzdur değil mi? Ben de bazen öyle düşünüyorum. Hafta sonu ve akşamlarını kendine ayıran ve buna rağmen her hafta 10-20 saat daha fazla çalışan insanlardan çok iş tamamlayan kişiler var.

Stanford Üniversitesi’nin yaptığı son araştırmalara göre haftalık 50 saat çalışmadan sonra verim ciddi oranda düşüyormuş. Haftalık 55 saati geçtiğiniz zaman ise neredeyse çalışmıyormuşsunuz. Yani evet, haftalık 70 saat çalışan (bazen daha fazla) insanlar aslında 55 saat çalışanla aynı kapasitede iş yapıyorlar.

Anlayacağınız, ne kadar çok çalıştığınız değil, nasıl çalıştığınız daha önemlidir.

Akıllı insanlar, hafta sonlarının rahatlamak ve yeni haftaya hazırlık amacıyla ne kadar önemli olduğunu bilirler. Hafta sonu ne kadar değerli geçerse yeni haftaya başlamak için o kadar motive olurlar.

Bunu söylemesi kolay, nasıl yapacaz diyorsanız aşağıdaki maddeler size faydalı olacaktır.

1- Bağlantıyı kesin

Ne kadar korkutucu geliyor değil mi? Ama yapmak zorundasınız. Hafta içi boyunca mailler ve telefonlar ile zaten yeterince zaman harcadınız. Hafta sonunu kaliteli hale getirmek istiyorsanız iş ile ve hatta mümkünse sanal dünya ile bağlarınızı koparın. Tamamen kesmeniz zaten beklenen bir şey değil fakat en azından hafta sonu sadece günde 1 defa maillerinizi kontrol edecek kadar düşürebilirsiniz.

2- Günlük işlerinizi azaltın

Eğer günlük ev işleriniz de artık belirli bir yoğunluğa erişmişse tüm haftasonunuzu da onları halletmek için harcamanız gerekiyor olabilir ve bu oldu mu sürekli olmaya devam eder. Artık 7 günlük bir iş temponuz olmuş olur. Bu nedenle günlük ev işlerinizi de en aza indirdiğinize emin olmalısınız.

3- Egzersiz yapın 

Haftanın hiç bir bölümünde bunu yapacak zaman bulamıyorsanız hafta sonu koca 48 saatiniz var. Her gün 10 dakika bile sizi canlandırıyorken hafta sonları bunu uzun bir rutine dönüştürecek bir spor bulmanız önemli. Unutmayın, fiziksel olarak hareket etmeniz sizi mental olarak da iyileştirir. Ayrıca en yaratıcı fikirler de egzersizler sırasında gelir.

4- Bir tutkunuz olsun

Hafta sonunu iple çekmenizi sağlayacak ve sizi motive edecek bir şeyler bulun. Çocuklarınızla boyama yapmak olabileceği gibi dizi izlemek, kitap okumak veya müzik yapmak da olabilir. Hafta sonu bunları yapmak sizi haftaya iyi hazırlar ve farklı düşünmenizi sağlar.

5- Ailenizle kaliteli zaman geçirin

Onlardan önemli ne olabilir ki? Haftanın koşturmacasında zaten yeterince görüşemediniz ve görüştüğünüz zamanlarda da kaliteli zaman geçiremediniz. Bu nedenle hafta sonu onlarla kaliteli vakit geçirin. Parka gidin, yemeğe gidin ve aile büyüklerinizi ziyaret edin. Sizi çok iyi motive edecektir.

6- Farklı planlar yapın 

Bir konser, daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir aktivite veya şehirden uzak ufak bir tatil planı sizin haftasonunu iple çekmenizi sağlayacaktır. Hem de orada deşarj olduğunuz için haftaya çok daha verimli başlayabileceksiniz.

7- Her zaman aynı saatte uyanmaya devam edin

Beyin ve uyku düzeni öyle bir şey ki hafta sonu bile bozmamanız gerekiyor. Her sabah kaçta uyanıyorsanız o saatte uyanmaya devam ederek beyin  ve uyku düzeninizi bozmadan devam ettirmiş olursunuz. Hafta sonu, geç uyandığınız her saat, sizi daha yorgun ve halsiz yapacaktır bu da hem hafta sonunuzu hem de yeni haftanızı çok kötü etkileyecektir. Eğer daha fazla uyumak istiyorsanız, daha erken yatmak doğru çözüm olacaktır.

8- Sabahları kendinize özel zaman ayırın

Özellikle aileniz varsa hafta sonu sadece kendinize özel bir zaman ayırmanız pek mümkün olmaz. Bu nedenle hafta içi sabah erken kalkıp kendinize özel kaliteli vakit geçirebilirsiniz. Her sabah aynı saatte kalktığınız için düzeniniz de bozulmamış olur. Daha iyisi ise zihin, uyandıktan 2 ile 4 saat sonra tam olarak kendine gelir ve siz de bu saate kadar kendinize özel vakit harcamış olursunuz. Zihin hazır olunca da zihinsel işlerinizi yapmaya başlayabilirsiniz.

9- Haftaya hazırlıklı olun

En önemli noktalardan biri de bu. Haftaya hazırlıklı olmak. Bunun için pazar akşamı ayıracağınız 30 dakika, sizi yeni haftada neyin beklediğini planlamanız için yeterlidir. Böylece hem stresten kurtulmuş olursunuz hem de neyle karşılaşacağınızı bildiğiniz için sadece “süreci yönetmek” durumunda olursunuz.

Hepsini bir araya getirdiğiniz zaman daha kaliteli bir iş ve aile hayatınızın olacağı kesin.

+
MR yoluyla zihnimizi nasıl eğitebiliriz?
:

İnsanlar beyinlerinde olup bitenleri anında görebilse, acı ve ağrılarını hafifletebilir, kendilerini daha iyi kontrol edebilir, zihinsel güçlerini arttırabilir. Bu tekniğin daha yaygın kullanılması gelecekte birçok beceriyi mümkün kılabilir.

Herkesin duygularıyla baş edebilmek için kendine özgü yöntemleri vardır. Örneğin kimileri nefes alma üzerine yoğunlaşarak stres atar, kimi başka bir meditasyon tekniğiyle diş ağrısını hafifletir.

Moralimizin bozuk olduğu anlardan, mutlu olduğumuz bir yeri hatırlayarak kurtulmaya çalışırız. Bu yöntemlerin çoğu farklı derecelerde başarılıdır.

Beyindeki aktiviteyi görmek

Herhangi bir duyguyu veya üzüntü, endişe, korku, zevk gibi hisleri yaşarken beyninizde ne olup bittiğini görebildiğinizi düşünün bir. Bu şekilde, o hislere neden olan etkenleri görmek, olayın üzerindeki bilinmezlik perdesinin kaldırılmasını ve çeşitli zihinsel teknikler geliştirerek örneğin bu duyguları kontrol altına almayı mümkün kılabilir.

Gerçek zamanlı fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI ya da fonksiyonel MR) adı verilen bir teknik tam da bunu yapmayı amaçlıyor. Çeşitli zihinsel yöntemler geliştirirken beyindeki aktiviteyi görerek duyguları, hisleri, bazı arzuları kontrol etmeyi öğrenebiliriz.

Tıpkı sporcuların belli kaslar üzerinde yoğunlaşması gibi, bu konuda sürekli pratik yapmak yoluyla beynimizi kontrol etme gücünü geliştirebiliriz. Böylece bugün hayal bile edemeyeceğimiz zihinsel yeteneklere gelecekte sahip olma ihtimali giderek artıyor.

Başarılı deneyler

Gerçek zamanlı fonksiyonel MR'ın etkili bir araç olarak kullanılabileceği ilk kez 2005'te ağrı kontrol çalışmaları sırasında görüldü. Hastalara ağrılarını kontrol etmeyi öğretmeye çalışan araştırmacılar, sekiz hastayı tarama cihazı üzerinde tutarken derilerine ağrı verici bir sıcaklık uyguladı.

Beyinde acıyı algılayan bölgedeki hareketi göstermek amacıyla sanal alev görüntüsü oluşturuldu. Daha sonra çeşitli yöntemlerle hastalar bu alevlerin büyüklüğünü kontrol etmeyi, böylece beyindeki elektriksel aktivite oranını ve ağrı seviyesini azaltmayı öğrendi.

13 dakikalık bir çalışmanın ardından hastalar ağrı seviyesini yarıya düşürmeyi başarmıştı.

O günden beri bu alandaki deneyler hızlı bir artış gösterdi. Beyindeki elektriksel aktivitenin düzeyini göstermek için ses ve sanal gözlüklerle izlenebilen termometreler kullanıldı.

2017'de Appetite adlı dergide yayımlanan bir araştırma, bu yöntemin obezite ile savaşta da kullanılabileceğini gösterdi. Dört günlük bir eğitimin ardından aşırı kilolu erkek denekler beynin ödül kısmını harekete geçirmeyi öğrenerek yemelerini kontrol altında tutmayı ve daha sağlıklı yiyeceklere yönelmeyi başardı.

Yine bu yıl yayımlanan başka bir araştırma ise Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (ADHD) olan gençlerin, beynin ilgili bölümünü kontrol etmeyi öğrenerek rahatsızlık belirtilerini azaltmayı ve dikkatlerini geliştirmeyi de öğrendiklerini gösteriyordu. Denekler 11 ay sonra kontrol edildiğinde bu beceriyi hala kullanabiliyordu. Yani eğitme yoluyla beyinde sağlanan değişimin etkisi uzun süreli oluyor.

2016'da yaşlılarla yapılan çalışmalarda kullanılan tekniklerin bilişsel algılarını arttırdığı görüldü. Benzer teknikler gençler için de kullanılarak konsantrasyon ve dikkatleri geliştirilebilir.

Gelecekteki olanaklar

Bu yöntemler depresyon, anksite, sigara tiryakiliği ve başka sorunlar için de kullanılabilir. Fakat bunun uzun vadede ne kadar etkili ve pratik olacağını zaman gösterecek.

Gerçek zamanlı fonksiyonel MR pahalı cihaz kullanımını gerektiriyor. Bu nedenle şimdilik daha ucuz tedavisi mümkün olmayan ağır rahatsızlıklarda kullanılıyor. Fakat bütün teknolojik yenilikler gibi bu yöntem de zamanla çok daha ucuz ve pratik cihazlarla uygulanır hale gelecektir.

Bu birçok olanağı da birlikte getirecektir. Herhangi bir becerinin geliştirilmesi açısından görsel veriler işe yarar; örneğin atletler hangi egzersizlerin işe yaradığını görerek çalışmalarını düzenleyebilir, beyin eğitimi açısından da aynı şey söylenebilir.

Peki ya insanlar gerçek zamanlı fonksiyonel MR ile haftalık, hatta günlük egzersizlerini yıllar boyunca yapma olanağı bulsa neler olur? Bunu şimdiden kestirmesi zor, ama 'süper zihinler' yaratmak olasılık dışı görünmüyor.

Sinirsel verileri görünür kılma yoluyla, keşişlerin acı ve ağrıyı zihinsel kontrol sayesinde bloke ederek örneğin buz gibi bir odada vücut ısılarını artırıp sırtlarında ıslak havlu kurutmaları gibi yıllar süren meditasyon sonucu edinilen beceriler bir gün çok daha kısa sürede edinilip, çok daha yaygınlaşabilir.

+
ANTİKAD.ANTALYA İŞ KADINLARI DERNEĞİ BAŞKAN VE ÜYELERİ BMWORKS OFİSİMİZİ ZİYARET ETTİLER.
:

ANTİKAD.Antalya İş Kadınları Derneği, Değerli Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri BMWORKS:Antalya ofisimizi ziyaret ettiler.
Karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak,Güzel Antalya'mız için birlikte neler yapabileceğimizi konuştuk. 
Görüşmenin taraflar ve güzel Antalyamız için faydalı sonuçlar yaratmasını temenni ediyoruz.
BMWORKS.Beste ERKİN.

+
Facebook genç nesilleri 'yalnızlaştırıyor'
:

Genç nesillerin yaşlılara kıyasla daha fazla yalnızlık çektiği, çünkü arkadaşlıkların giderek daha büyük bir kısmının sosyal medya üzerinden kurulduğu belirtiliyor.

İngiltere merkezli araştırma kuruluşu Building Society Nationwide, sosyal medyayla büyüyen milenyum kuşağının en yalnız nesil olma yolunda ilerlediğini ifade etti.

Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 89'u yalnızlık çektiklerini söylüyor. 55 yaş üzerindeki katılımcılarda dahi bu oran yüzde 70'lerde kalıyor.

18 - 34 yaş arası katılımcılar ise sosyal medyadaki arkadaş sayısının gerçek hayattaki arkadaş sayısından en az dört kat daha fazla olduğunu belirtiyor.

Bulgular, katılımcıların ortalama 65 'sosyal arkadaşı' olduğunu, buna karşılık gerçek hayatta ortalama 14 arkadaşlarının var olduğunu gösteriyor.

Ancak milenyum kuşağında 'sosyal arkadaş' sayısı 103'e kadar çıkıyor.

Araştırma bir yandan da yalnızlık çekenlerin nasıl internetteki dolandırıcıların tuzaklarına düştüğünü ortaya koyuyor.

Yalnızlık çektiğini söyleyenlerin yüzde 36'sı, internette birilerine güvendiği için dolandırıldığını söylüyor.

Aynı oran, kendisini yalnız hissetmeyenler için yüzde 9'da kalıyor.

+
Nokia 3310 Yılan oyunuyla geri dönüyor
:

Efsanevi cep telefonu modeli Nokia 3310, Yılan (Snake) oyununu içerecek şekilde geri dönüyor.

Barcelona'da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi'nde (Mobile World Congress) tanıtılan yeni Nokia 3310, daha önce Nokia için Android işletim sistemini içeren akıllı telefonlar üreten Finlandiyalı girişim HMD Global tarafından üretiliyor.

Kullanıcılar arasında popüler olması ve dayanıklı bir model olarak görülmesi sebebiyle ikonikleşen Nokia 3310'dan 2005 yılında üretimine son verilmeden önce 126 milyon adet üretilmişti.

Fiyatı 50 euro olacak

Üretilmeye başlanmasından 17 yıl sonra tekrar kullanıcılarla buluşacak olan telefonun öncekinden daha büyük bir ekranı olacak.

Orijinalinde bulunmayan arka kamera yeni modellerde karşımıza çıkacak.

50 euro'dan satılacak telefonda bağlantı hızı 2.5G olacak. Günümüzde akıllı telefonların bağlantı hızı ise genelde 3G ya da 4G oluyor.

Nokia 3310 orijinal işletim sistemi S30 ile piyasaya çıkacak. Bu işletim sistemiyle internette dolaşabilseniz de Android ya da iOS telefonların aksine sınırlı sayıda uygulamaya erişim sağlanabilecek.

Kamerası ise iki megapiksel çözünürlüğe sahip.

Telefonun 2017'nin ikinci yarısında piyasaya çıkması bekleniyor.

'Çok iyi bir hamle'

BBC'ye konuşan teknoloji danışmanı Ben Wood, "3310 kitlelere ulaşan ilk mobil telefondu, bu yüzden kendisine karşı yüksek oranda nostalji ve sevgi bulunuyor" dedi.

Wood, HMD'nin üç adet Android telefonu piyasaya sürmesi takdirinde bu kadar ilgi görmeyeceğini ancak 3310'un tekrar üretilmesinin çok iyi bir hamle olduğunu söylüyor.

Efsaneleşen Yılan oyunun yüklü olacağı telefonun 22 saat konuşma kapasitesiyle bateri gücünün yüksek olması bir avantajı olarak ortaya çıkıyor.

Dört farklı renkte üretilen telefonun arkasındaki baterisi ise çıkarılabilecek.

HMD'nin CEO'su Arto Nummela, bu modeli 'dijital detoks ya da tatil telefonu' olarak tanımlıyor

+
Yolcuların pek bilmediği, uçak yolculuklarıyla ilgili 10 gerçek
:

Her mesleğin kendine has sırları olduğu bilinen bir gerçek. Söz konusu havayolu olunca tabi insan biraz tedirginlik duymuyor değil. Neyse ki bazı havayolu çalışanları bu gizli bilgileri sosyal medyada paylaşmaktan çekinmiyorlar.

1- Her küçük arıza hemen onarılmaz 

Tabi ki uçuş güvenliğini etkileyebilecek şeylere izin verildiğini düşünmemelisiniz. Kalkış öncesi yapılan kontrol listesi inanılmaz derece kalabalık. Ama bazen gecikmeler yaşanmasın diye bazı ufak arızaları sonra çözülmek üzere beklemeye alınabiliyormuş.

2- Uçak kapılarının yanında tutma kolları neden var? 

Hiç dikkat ettiniz mi? Kapıların yanında tutma noktaları var. Bu noktalar, görevliler acil çıkış hazırlığı yaparken panikleyen yolcuların onlara çarpıp aşağı düşmelerini engellemek, sağlam durabilmelerini sağlamak amacıyla kabin görevlileri için yapılmış.

3- Kaptan pilot ve yardımcı farklı şekilde beslenir

Kaptan ve yardımcı pilotlar olası sorunların önüne geçilebilmesi için farklı yemekler yerler. Aslında en azından havacılık kurallarına göre öyle olması gerekiyor ama bir çok firma bu kuralı pek uygulamıyormuş. Umuyoruz ki bir alerji durumu yaşanmaz.

4- Bagajınızın açılmasını önlemek için kilit takmayın

Bagaj kontrolü yasal bir hak olduğu için kilit takmanız onun açılmayacağı anlamına gelmiyor. Hatta çoğu zaman bir kalemle rahatlıkla açabiliyorlar. Bu nedenle takmamanızı öneriyor havayolu çalışanları. Bazı durumlarda bagajınıza zarar verilebilir kilit açılırken.

5- Uçuş sırasında sigara içmek neden yasak? 

Eskiden uçuşlarda sigaraya izin verilirken şu anda neden verilmiyor? Yangın? İçmeyenlerin sağlığı?

Bunlar etken olabilir ama izin verildiği dönemlerde bile bu nedenle tek bir yangın meydana gelmemiş. Asıl sebep tabi ki ekonomik. Tepelerde bulunan hava akım noktalarında hava sürekli filtreleniyor ve sigara dumanı bu filtrelere ve ekipmana çok zarar veriyor ve çabuk eskimesini sağlıyor. Bu nedenle uçuşlarda sigara yasaklanmış.

6- Neden hala cep telefonlarını kapatıyoruz? 

Bir telefon asla uçakta bir hata olmasına neden olmaz. Bu büyük bir efsane fakat radyo sinyallerinin karışmasına ve statik yüklenerek gürültü oluşmasına sebep olabilir. Bu durumda pilotun konuşmaları tam aktarılamayabilir veya gelen cevaplar iyi duyulamayabilir bu nedenle kapatılması isteniyor. Tabi ki kabin çalışanlarının bile bu kuralı sıklıkla esnettiği söyleniyor.

7- Havayolu firması çalışanları ve yakın aileleri ücretsiz uçar

Aslında ücretsiz demek pek adil olmayabilir. Biletlerin büyük bir bölümü vergilerden ve harçlardan oluşur. Havayolu firmaları da çalışanlarına uçuşu ücretsiz verir sadece vergiler ve harçlar çalışan tarafından ödenir.

8- Lavabolar dışarıdan çok rahat bir şekilde açılabilir

Tabi ki bu mahremiyetinize darbe vurmak için değil güvenlik amaçlı. Bir yolcu içerde sorun yaşarsa rahatsızlanırsa kapıyı kırmak yerine bu gizli açma alanından rahatlıkla açabilmek için tasarlanmış.

9- Cam kenarındaki kollarda kaldırılabilir 

Cam kenarında oturanlar için kol bazen işkenceye dönüşebiliyor ama artık siz de benim gibi kolun kaldırılabildiğini öğrendiniz. Kolun altında bulunan küçük düğmeyi itin ve kolu kaldırın.

10- Bilet almak için en gün? 

Erken bilet almak bir çok zaman hayat kurtarsa da çarşamba ve cumartesi günleri bilet almak diğer günlere göre gerçekten daha uyguna gelebiliyor.