X
+
Tasarım & Baskı Hizmetleri
:
  • Kurumsal Kimlik Çalışmaları
  • Outdoor - Indoor Reklam Tasarımları
  • Gazete & Dergi İlan Tasarımları
  • Matbaa & Dijital Baskı ( Tüm Matbuu Evraklar & Katalog -Broşür-Fatura & Formlar )
  • Indoor & Outdoor Giydirmeler

 

+
Medya Satın Alma
:
  • Satınalma Stratejileri
  • Pazar İzleme
  • İlişki Yönetimi
  • Sponsorluklar
+
Medya Uygulamaları
:

 

  • Sosyal Medya(Sosyal  Ağlar,Medya Paylaşmaları)
  • Web Tasarım (Kurumsal Siteler)
  • Yerel & Ulusal Medya Planlama /
  • Yıllık Strateji & Taktik Geliştirme /
  • Uzun Dönem Strateji Geliştirme 
+
Yerel ve Ulusal Medya Planlama
:
  • Yıllık Strateji ve Taktik Geliştirme
  • Uzun Dönem Strateji Geliştirme 

 

Medya planlama ve satın alma BoomMedyaWorks'ün en güçlü olduğu alanlardan biridir. Ajansımız müşteriler için tasarlanmış reklam kampanyaları için en doğru mecranın seçimi, doğru zamanın belirlenmesi ve çalışmanın ilgili hedef kitleye ulaştırılması için doğru medya planlaması ve satın alımı gerçekleştirmektedir. Müşterisinin mevcut bütçesi dahilinde pazar değerlendirmesi yapanBoomMedyaWorks müşterinin en çok fayda sağlayacağı en efektif medya planlamasını yapar.BoomMedyaWorks olarak amacımız doğru zamanda doğru mecraları kullanarak müşterileri en hızlı şekilde hedef kitleye ulaştırmaktır. 

+
Prodüksiyon
:
  • Profesyonel Fotograf Çekimi
  • Tv ,Sinema ,Reklam Filmi Senaryosu
  • Tv Bant Reklam
  • Film Jenerik ,Fragman Tasarım&Senaryo
  • Kurumsal Tanıtım Filmi
  • StoryBoard
  • Radyo Spot& Jingle
+
Organizasyon
:
  • Bayi Toplantıları
  • Özel Davetler &Sunumlar
+
Kurumsal Danışmanlık ve Raporlama
:
  • Finansal danışmanlık
  • Devresel mali tahlil raporlama
  • Teknik analiz ve performans ölçümleri
  • Firma bilgileri değerlendirme
  • Sektör verisi, araçları, hedef grup analizi
+
Finans & Danışmanlık Hizmetleri
:

BOOMMEDYAWORKS.BESTE ERKİN Şirketi ,Kredi Raporlama, Ticari Bilgi , Karar Destek Sistemlerinin geliştirilmesi ve Yönetilmesi konularında Dünya çapında hizmet veren,ayrıca Avrupa Birliğinde Kayıtlı Kredi  Derecelendirme Kuruluşu olarak faaliyet gösteren CRİF Enformasyon Derecelendirme ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. ‘nin Antalya ve Civarı İller Bölge DANIŞMANI kimliği ile ‘’ Her Türlü  Ticari  Karar  Alma  sürecinizde’’ yanınızda.

Hizmetler:

-Danışmanlık ve Analitik Çözümler.

-Yeni müşteri kazanımına yönelik Planlama ve Destek .

-Müşteri Analizi.

-Yüksek Karlılık ve Minimum Risk için müşteri  yönetimi    ve İzlenmesi.

-Tedarik  yönetimi ve çözümleri.

-E-Ticaret çözümleri.

-Alacak takibi ve tahsilat  hizmetleri, süreç geliştirilmesi.

-Rekabetçi ve doğru kararlar alınabilmesi yönünde Destek Hizmetler. 

+
Plajda terbiyesiz tavuk saldırısı
:
Biri bu drama dur desin!
+
Markanızın ulvi amacı ne?
:
Pelin Özkan pelinozkan@kapital.com.tr
+
Bir dinlenme arası,Kahveye bekliyoruz.
:
+
PR Nedir? Ne Değildir? Nasıl Yapılır?
:

PR, Public Relations’ın kısaltılması ile iki kelimeden oluşan bir terimdir. Public Relations‘ın (PR) Türkçesi ise “Halkla İlişkiler“dir.

PR, (Halkla İlişkiler) görüş ve davranışları etkileyerek, kurum kimliği üzerine bir anlayış yaratan ve algılamaya sahip çıkan bir ilişkiler silsilesi olarak tanımlanabilir.

PR, (Halkla İlişkiler) çalışmalarının amacı; itibarı korumak, desteklemek, artırmak ve düşünce, davranış biçimlerine etki edebilmektir.

Halkla İlişkiler, davranışlarımızın, söylediklerimizin ve başkalarının hakkımızda söylediklerinin sonuçları ile, yani “itibar – tanınma” ile ilgili bir uzmanlık alanıdır.

Halkla İlişkiler faaliyetleri, bir organizasyon ile hedef kitlesi arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla yapılan, önceden planlanmış çalışmalar bütünüdür. Burada organizasyon; özel bir firma, kamu kurumu, sivil toplum örgütü ya da bir kişi de olabilir.

akademik pr

Halkla İlişkiler

PR (Halkla İlişkiler)’ın Akademik Tanımı

Kamuya ya da özel sektöre ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanıtım politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.

PR (Halkla İlişkiler)’ın Uluslararası Tanımı

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin 1954 tarihli kongresinde kabul edilen tanımına göre ise halkla ilişkiler: Bir işletmenin ya da özel veya kamusal bir kuruluşun bağlantı kurduğu veya kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevidir.

PR

PR

Halkla ilişkiler, belli bir davranışı benimsetmek ya da belli yönde hareket oluşturmak için halkı inandırma, ikna etme sanatıdır. PR, (Halkla İlişkiler) ilişkiler inşa eder.

Halkla ilişkiler, belirtilmiş hedef kitleleri etkilemek amacıyla hazırlanmış, planlı,inandırıcı bir iletişim çabasıdır. Halkla ilişkiler, kamuoyunu etkileme ve ondan etkilenme sürecidir.

Halkla ilişkiler, bir işletme ile hedef kitle arasında karşılıklı iletişimi, anlayışı, oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olan ayrıcalıklı bir yönetim görevidir.

Halkla ilişkiler, yönetimin izlemekte olduğu politikanın halka benimsetilmesi, çalışmaların sürekli ve tam olarak halka duyurulması, yönetime karşı olumlu bir hava yaratılması, bunun yanı sıra halkında yönetim hakkında ne düşündüğünü ve yönetimden ne istediğinin bilinmesi ve halkla işbirliği sağlanması işlevidir.

PR

PR

“PR” geliştirdiği stratejiler, uyguladığı teknikler, yapmış olduğu çalışmalar ile kurumların, fikirlerini ve hizmetlerini sundukları topluluklar ile devamlı iletişim içinde olmasını sağlar.

PR, kuruluş yöneticilerinin programlarını uygulayabilmek, hem kuruluş hem de halka hizmet verebilmek için eğilimleri, istekleri analiz etmek ve sonuçlarını tahmin etmeye yönelik sosyal bilim ve sanattır.

PR Neden Gereklidir?

Sınırların kalktığı ve dünyanın yerel bir işletmeye döndüğü dünyada rekabet git gide zorlaşıyor. Çağın gerekliliklerini yerine getirmenin yanında rekabetin beraberinde getirdiği zorlukları aşmak da ayrı bir beceri gerektiriyor. Bu aşamada stratejik danışmanlık ve tanıtımın ne denli önemli olduğu ayrı bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.

Bugün küçülen dünyada şirketler “nasıl daha fazla satarım” sorusundan daha çok “marka ve kaliteyi nasıl oluştururum” sorusunun yanıtını aramaya başladı.

Dünyanın en iyi ve en kaliteli ürününü en ucuza üretiyor olsanız bile bundan kimsenin haberi yoksa geri dönüşü olmayan bir hizmet ve ürün ortaya koymanın hiçbir anlamı olmuyor. İşte bu noktada devreye PR giriyor.

PR’ın tanımını ve gerekliliğini yazarken hızla gelişen internet teknolojisini de göz ardı etmek mümkün değil. İnernet teknolojisinin hızla büyümesi ve dijitalleşmenin gittikçe yaygınlaşması PR’ın da Dijitalleşmesine neden oldu. Bizde bu yazımıza ek olarak Dijital PR Nedir?’i ekledik.

digital-pr-seo-ismail ünlü

Dijital PR Nedir?

Dijital PR; online-internet ortamında var olan bir markayı, bir şirketi, bir kurumu, bir projeyi veya bir online varlığı yönetmek ve iyileştirmek için yine online yöntem ve araçların kullanılmasıdır.

Dijital PR; sosyal medya, sosyal imleme-paylaşım, arama motoru, blog, forum, haber siteleri gibi internet araçlarının halkla ilişkiler amaçlı kullanılması faaliyetlerinin bütününe Dijital PR yani dijital halkla ilişkiler denir. 

+
Daha mutlu iş yeri ve daha mutlu çalışanlar için yapmanız gereken 5 şey
:

Warwick Üniversitesi’nde yapılan son araştırmalar mutlu çalışanların verimlerinin %12 oranında arttığını, mutsuz çalışanların ise veriminin %10 oranında düştüğünü gösteriyor. Araştırma ekibi şöyle diyor:

“İnsan mutluluğunun verimlilik üzerinde pozitif olarak büyük bir etkisinin olduğunu buluyoruz. Olumlu duygular, insanoğlunu canlandırıyor. Bilimsel koşullar altında yaptığımız araştırmalar, işçilerin mutlu olmasının gerçekten kazancı artırdığını gösteriyor. Google gibi şirketler, çalışanların mutluluğuna yatırım yaptı ve bunun karşılığını olumlu kazançlarla aldı. İlk çalışmalar sonrası verim neredeyse %37 oranında artış gösterdi.

Bu ve benzeri nedenlerle şirketler mutluluk odaklı bir kültüre geçiş yapmak zorundalar fakat bunu yapmak içi doğru yol insanlara bunu empoze etmek değil, onların bunu keşfedip saygı duymasını sağlamaktan geçiyor. Aşağıdaki 5 maddeyi uygulayarak siz de mutluluğa yatırım yapmaya başlayabilirsiniz.

1- İş yerinizi “çalışılabilir” hale getiren şeyleri tanımlayın

Her şirketin mutlu ve değerli bir grup özel çalışanı bulunur. Bu çalışanları tespit etmekle bu işe başlayabilirsiniz. Onları bulduktan sonra özel olarak görüşmeler gerçekleştirip şirketi başkalarına çalışmak için önerip önermeyeceklerini öğrenin ve şirketin beğendikleri, öne çıkardıkları yönlerini not alın. Bu veriler şirketinizin güçlü ve üzerinde çalışılması gereken yönleridir. Bu konuları artık ilerleyen aşamalarda kültür oluştururken ve/veya şirkete yeni çalışan alırken kullanabilirsiniz.

2- ” Ömür boyu öğrenme” kültürü kurun

Büyük ve beğenilen şirketlerin önemli yönlerinden biri de çalışanlarının gelişimine yatırım yapmayı asla kesmemeleridir. Google’ın her haftanın belli saatlerinde çalışanlarının kendi projeleri üzerinde çalışmasını teşvik ettiğini duymuşsunuzdur. Eğer şirketinizin vazgeçilmez olmasını istiyorsanız siz de çalışanlarınıza eğitimler, danışmanlıklar ve koçluk imkanları sağlamalısınız.

3- Açık iletişim kültürü kurun 

Gallup araştırma şirketinin yayınladığı rapora göre şirketlerde en büyük yapılan 2. hata iletişimsizliktir. Bir başka değişle iletişim kanallarının kapalı olmasıdır. “Şikayet kutusu” bir işe yaramıyor bunu hepimiz biliyoruz. Yöneticiler, müdürler hiç bir zaman şikayetleri okumaya zaman ayırmıyorlar. Eğer mulu şirket/mutlu çalışan mottonuz varsa şirketinizin açık iletişim yeteneklerini geliştirin ve çalışanlarınızın görüşlerine değer verin.

4- İş-Yaşam dengesi kurulabilecek bir çalışma modeli kurun

7/24 bağlı yaşadığımız günümüzde iş yaşam dengesini kurmak artık çok daha kolay. Georgetown Üniversitesi ve Alfred P. Sloan Vakfı tarafından yapılan araştırmalar, çalışanların yüzde 80’inin kişisel ihtiyaçlarını karşılayabildikleri, daha esnek çalışma seçenekleri ve alternatif programlarla daha mutlu olacağını doğruladı. Çalışanlarınızın moralini artırmak için aşağıdaki yöntemlerden bazılarını uygulayabilirsiniz:

  • Okulda çocuğu olan kişiler için mesaiye erken başlama ve erken bitirme imkanı verebilirsiniz.
  • Gece kuşu olanlar için geç başlayıp geç çıkma gibi bir alternatif sunabilirsiniz.
  • İşletmeniz uygun ise eğer haftanın 4 günü normal mesai saatlerine 1-2 saat ekleyerek cuma gününü tatil yapma imkanı sağlayabilirsiniz.
  • İsteyen çalışanlarınıza bazı günler evden çalışma imkanı verin. Verimlerin gözle görülür şekilde arttığını göreceksiniz.

5- Övgü ve tanıma kültürü geliştirin 

Gallup’un bir çok büyük şirkette yaptığı araştırmaları, düzenli olarak yöneticilerinden ve aynı seviyedeki çalışma arkadaşlarından övgüler alan kişilerin bireysel üretkenliklerinin arttığını gösteriyor.

SnackNation’ın CEO’su Sean Kelly, her hafta çalışanları içerisinde işini tam bilmedikleri ve/veya çok başarılı iş çıkarmış kişileri bir halka oluşturup dinledikleri ve tanıdıklarını söylüyor. Böylece hem çalışanın önemi ortaya çıkıyor, hem herkes tanıyor hem de övgü almış oluyor. Ayrıca ayın çalışanı veya dönemin en başarılısı gibi övgü dolu hedefler belirleyebilirsiniz. Böylece çalışanlarınız bu övgü ve ödüller için daha fazla çabalayacaktır.

+
Dünyanın en değerli markaları listesine teknoloji hükmediyor
:

Çok değil, kısa zaman öncesine kadar, marka başarısı söz konusu olduğunda Coca-Cola, McDonald’s veya Marlboro gibi klasik Amerikan markaları zirvedeydi. Fakat hatırı sayılır firmalarca yapılan çalışmalar gösteriyor ki, geçtiğimiz on yıl içerisinde Silikon Vadisi’nden çıkan dev şirketler marka değeri açısından listelerin eski ev sahiplerini süratle solladılar.

Araştırma şirketi Kantar Millward Brown’un 2007’de hazırladığı BrandZ sıralamasında, ilk 10’da yalnızca 3 teknoloji şirketi yer alırken, firmanın bu ay yayınladığı güncel listede bu sayı 7’ye çıkmış durumda.

Teknoloji şirketlerinin konumu

Teknoloji elbette 10 yıl öncesinde de listelerde görünür haldeydi. Sonuçta önümüzde bir Google gerçeği var. Çok uzun süredir ilk sıraların gediklisi haline gelmiş, hatta artık her dilde anlaşılan bir fiile dönüşmüş olan bu ismi alt etmek pek çokları için çok zor… İniş çıkışlar yaşasa da, bu tarz listelerin olmazsa olmazı Microsoft’u da anmadan geçmeyelim.

Bu iki büyük devin yanı sıra, geçtiğimiz yıllar içerisinde hem şirket değerlerini ‘dünyanın en büyüğü’ mertebesine taşıyan hem de markalaşma anlamında emin adımlarla üst sıralara tırmanan başkaları da bulunuyor. Örneğin iPhone, 2010’lara doğru Apple’ı adeta sırtlayıp götüren, kendi başına da markalaşmayı başaran bir isim oldu. Amazon ve Facebook ise, geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde artan bir ivmeyle yarışa katılarak yıldızlar takımında ön sıralara geçmeye hak kazandı. İlk 50’ye ulaşamamış olsalar da, Netflix, Snapchat ve YouTube’un 3’ü de bu yıl ilk kez 100’lük sıralamaya girmeyi başardı.

Gözden kaçmaması gereken bir diğer nokta ise, hem 2006’da hem 2017’de ilk 10’a girebilmiş 3 şirketin hepsinin teknoloji şirketleri oluşu. Tahmin etmek zor değil, tabii ki Google, IBM ve Microsoft’tan bahsediyoruz.

Bu markaların kat ettikleri yolu, aşağıdaki grafikten inceleyebilirsiniz.

Geleneksel markaların son hali

Silikon Vadisi zirvenin keyfini süredursun, bir zamanların hükümdarları olan geleneksel markaların durgun sulara demirlemiş olmasında, değişen tüketici alışkanlıkları ve beklentilerinin de etkili olduğunu söylemeden geçmek olmaz.

Örneğin Walmart’ın 2006 ile 2017 arasında 24 sıra birden gerilemesinin ardında yatan sebeplerden biri hiç kuşkusuz ezeli düşmanı Amazon’un müşterilerine sunduğu dijital rahatlık. Bir zamanlar ilk 10’daki yerlerini sonsuza dek garantiye almış gibi görünen Coca-Cola ve Marlboro’nun sırasıyla 12 ve 13’üncü sıralara düşmüş olmasını ise, sağlık ve doğallık gibi kavramlara yönelik bilincin artmasına bağlamak yanlış olmaz. (İçinden geçtiği kimlik çatışmalarına rağmen 10 numaraya tutunmuş olan McDonald’s ise, kısmen tutarlı bir seyir halinde.)

Raporda Kantar Millward Brown analistlerinin görüşlerine de yer verilmiş. Buna göre BrandZ Global Top 10 listesinin 12 yılda geçirdiği evrim, teknolojinin hakimiyetini ve global finans krizinin yıkıcı etkilerini yansıtıyor. Analistler, sağlık konusunda değişen tüketici davranışlarına ve teknolojik inovasyonun önemine de vurgu yapmayı ihmal etmemişler.

Araştırma şirketi, şirketlerin marka değerine yönelik tahminini, 51 ülkede 3 milyondan fazla tüketiciyle yapılan mülakatlardan elde edilen verilere dayanarak oluşturmuş. Katılımcıların çeşitli markalara karşı yaklaşımları ve bu markalarla aralarındaki ilişki, 414 kategoriyi kapsayan ve nihayetinde 4,6 milyon satır veri elde edilen anketler aracılığıyla irdelenmiş.

+
Steve Jobs tarafından üretilen Apple-1 rekor fiyata alıcı buldu
:

Apple hayranlarının en son çıkan ürünlere para vermekten çekinmediği aşikar. Fakat geçtiğimiz hafta bambaşka bir hayranlık seviyesi açıldı. Bir kişi, New York’taki bir açık arttırmada teknoloji devinin en eski parçasına 355.000$ vererek sahip oldu.

Bu bilgisayar 1976 yılında Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından üretilen ve hala hayatta olan 66 parçadan bir tanesiydi.

Tarihi bir üründü

Apple-1, şirketin büyümesindeki en önemli üründü. Zira bu bilgisayar ilk defa tamamen birleştirilmiş bir anakart ile sunulan ilk kişisel bilgisayardı.

+
Cannes’da son üç kategorinin kazananları açıklandı
:
Dün Digital Craft, Film Craft ve Radio kategorilerinin kazananlarını açıklayan Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali, bu akşam kapanışı Film, Integrated ve Titanium kategorilerinin en iyi işlerine ödüllerini takdim ederek yaptı. Vodafone için hazırladığı Fur Coat işiyle Film kategorisinde kısa listeye ulaşan Y&R İstanbul ödüle uzanamadı. Üç kategorinin Grand Prix kazanan işleri için buyurun.
+
Siparişinizi nasıl bestelemek istersiniz?
:
Ne de olsa müzik ruhun gıdasıdır.
+
Kadınlardan kadınlara ayakkabılar
:
Adidas ve kadın tasarımcılar sporda cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek için ABD'nin her eyaletine özel bir ayakkabı tasarladı.
+
Starbucks’ın yeni şubesi 100 yıllık bir Japon evi
:

Bu Starbucks şimdiye kadar gittiğiniz hiçbir şubeye benzemiyor.

Starbuck’ın Japonya’da açtığı yeni şubesi için 100 yıllık bir konağı kullandı. Tamamen geleneksel şekilde dekore edilmiş olan yeni şubede Japonya’ya has yer döşemeleri tatami ve duvarlarda asılı parşömenler gibi detaylar göze çarpıyor.

Yeni şube Kyoto şehrinde, UNESCO’nun 17 Dünya Mirası bölgesinden biri olan Kiyomizu Tapınağı yakınlarında hizmet vermeye başladı.

Bu şube ile Starbucks’ın Kyoto’daki şube sayısı 27’ye, Japonya’daki şube sayısı ise 1.260’a yükseldi.

+
Cannes Lions’a göre yılın en iyi PR kampanyaları
:
PR kategorisinde yılın en iyileri.
+
CRİF - BMWORKS. ANTALYA ZİRVE TOPLANTISI YAPILDI.
:

CRİF Enf.ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. Gen.Müdür Yrd. 'ı Sn.Mehmet Pişkin,Satış Birim Müdürü Eda KARAER, Pazarlama Yöneticisi Onur DUYDU ve Crif Antalya ve Civarı İller Bölge Temsilcisi BMWORKS.Şti  Genel Müdürü Beste ERKİN yanısıra M.Cumhur ERKİN,Handan Baysal,Ahmet Avcı,Ayşe ATILGAN ve Nevin ÖZEN'in katıldığı 2017 yılı Genel değerlendirme ve Plan toplantısı Antalya'da yapıldı.İki gün süren değerlendirme ve strateji  toplantısının yorgunluğu  05/06/2017  akşamı Akra Barut Otel içindeki ''Pablito'' restaurant'da düzenlenen  yemek ile atıldı.

+
LinkedIn CEO’su başarılı insanları keşfetme yollarını anlattı
:

Jeff Weiner, şirketinin geleneksel olmayan mekanlarda yetenek aramak için kullandığı eylemleri anlattı. İşine tutkuyla bağlanan, iş ahlakı olan kişileri aradıklarını ve ne gibi özelliklere sahip insanların daha çok arandığından bahsetti:

İnsanların özgeçmişlerine ve LinkedIn profillerine bakıldığında gözden kaçan şeyler olduğuna da değindi. “Yine de giderek artan bir şekilde, bu kişilerin şirketimiz  içinde en büyük farkı yaratan insanlar olduğunu keşfediyoruz.”dedi.

“Giderek  şu mottoyu çok duyar oldum: Beceriler, dereceyi yansıtmaz. Beceriler, derecelere bağlanamaz. Sadece perspektifimizi derecelerin ötesine taşımamızı sağlar.“ İşe alım sürecinde fark yaratan üç kelimeden bahsetti:

Neden beceriler, dereceyi geçer?

Weiner, “ Daha önce  belirli üniversitelerden işe alımlar gerçekleştiriyorduk ve bundan gurur duyuyorduk. Bizim gibi, Silikon Vadisi’nden çok sayıdaki şirkette aynı şeyi yaptı” dedi.

Geçtiğimiz günlerde LinkedIn kullananların profillerinden yararlanarak bir araştırma yaptık ve  Silikon Vadisi’nde çalışan teknoloji işçilerine baktık. Bunların sadece yüzde 5’inin geleneksel olmayan  bir geçmişten geldiğini gördük.”

Ancak son yıllarda, tanınmış şirketler, birçok büyük yeteneğin gizli kaldığını fark etti. Yetenekli, akıllı ve tutkulu olan çoğunluğun geleneksel öğretimden geldiğini gördü.

Örneğin, çok satan yazarlardan ve Google’da İK başkanlığı yapan Lazlo Bock, New York Times ile 2013’te yapılan bir röportajda, neden hiçbir üniversite eğitimi almayan Google çalışanlarının oranının yıllar boyunca sürekli arttığını anlattı.”Okula başlanılan yıllarda öğrenilen bilgilerle üniversite zamanı öğrenilen bilgiler arasında bir bağlantı yok ve birbirinden bağımsız şeyler. Farklı bir kişilikseniz büyüdükçe öğrendiklerinizle beraber çok farklı düşünmeye başlayacaksınız.” Şeklinde bir açıklama yaparak üniversite eğitimi hakkındaki düşüncelerini dile getirdi.

Peki, LinkedIn bu felsefeyi nasıl takip ediyor?

Weiner, “Bu ekip için, işe aldığımız herkesin mühendislikten gelmesi  ve belirli bir okuldan mezun olması gerektiği fikrinden kurtulmaya çalışıyoruz dedi.

Bilgisayar mühendisliğinden mezun çalışanlarımızın olması bizim için elbette iyi olacaktır ama bu ayırıcı bir özellik değil. Çok basit kodlama becerilerine sahip ancak kodlayıcı bir önyükleme kampından mezun olmaya hazır özverili, iş etiğine sahip, öğrenmeye meraklı, yetenekli kişilere şans vermek istiyoruz.”

Weiner, altı ay önce bir sığınma evinde yaşayan evsizin şu anda  LinkedIn stajyerlerinden birinin hikayesini  anlattı. Bu deneyim, onların evsizlerin sığınma evlerini bulma biçimini kolaylaştıran bir uygulama geliştirmesine neden oldu. Eğer, “Kişiler, farklı yerlerde yetenek aramaya başlarlarsa çok yetenekli kişilere ulaşabileceklerini görürler.”

+
En iyi pazarlamacılar biraz çatlak olurlar
:

Pazarlama ve reklam dünyası, Mad Men dönemi gibi değil artık. Modern pazarlama dünyasında yer almak demek biraz daha çatlak profesörlere benzemeyi gerektiriyor. Her yerden gelen veriler, kullanılan araçların sayısı, yapılabilecek deneyler, analizler derken bir pazarlamacıdan çok bir mucit gibi davranıyor modern pazarlamacı. Tıpkı Thomas Edison’un her seferinde ufak değişiklikler yaparak 10.000 deneyin sonunda ampulü keşfetmesi gibi, pazarlamacılar da ortaya koydukları hipotezleri yaratıcılıkları ile harmanlayıp, deneyler yaparak en iyi sonuca ulaşmaya çalışıyorlar.

Hedefleme olanaklarının akıl almaz boyutlara geldiği günümüzde, bu yöntemin başarısını sorgulamak delilik olacaktır. Bu sebeple de karşılaşacağınız her ajans ya da pazarlama profesyoneli size veriye dayalı pazarlama yaptıklarını söyleyecektir. Fakat günümüzde artık veriye dayalı pazarlama yapmak fark yaratan bir özellik değil aksine temel olarak olması gereken bir özelliktir. Verilerle desteklenmemiş pazarlama tavsiyeleri, öneriden öteye gidemez. Peki her pazarlama profesyoneli veriye dayalı kampanyalar geliştiriyorsa, nasıl oluyor da arkasında bu kadar çalışmanın olduğu mesajlar çok kısa bir süre içinde hedef kitle tarafından tamamen unutuluyor? Ve neden pazarlama bütçeleri ortaya çıkan sonucu okuyamayan yöneticilere ve ekiplere akıtılıyor?

Pazarlama ajansı Ladder’ın Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Jon Brody konuyla ilgili “Şu anda insanlar o kadar çok veriye boğulmuş durumda ve çok daha az iyi kararlar alıyorlar. İnsanlar veriye odaklanırken asıl önemli olan ROI’ı gözden kaçırıyorlar.” diyor. Etkili pazarlama optimizasyon ile gerçekleşir. Bu sebeple Brody ve takımı pazarlamaya bir bilim insanı hassasiyetiyle yaklaşıyorlar.

“Aslında biz şirketleri büyütmek adına pazarlama deneyleri yapıyoruz.” diyor Brody. Bu yaklaşım onları ve markalarını başarıya ulaştırdı. Aşağıda vereceğimiz beş maddeyi uygulayarak siz de kendi yapınıza bu düşünceyi entegre edebilirsiniz.

Risk almaktan korkmayın

Deneylerinizi yaparken sizin için işe yarayan ve yaramayanları göreceksiniz. “Veriye dayalı pazarlama yaparken yüzlerce farklı hedef kitle segmentini onlarca farklı hedefe göre değerlendirirsiniz.” diyor BlitzMetrics CTO’su  Dennis Yu. “Elbette olası sonuçların çeşitliliği sebebiyle her bir deneye çok ufak paralar ve çıkan sonuçları değerlendirecek çok az insan kalıyor. Çoğu pazarlamacı da bu yönteme kendini adamakta zorlanıyor ve ‘bunu zaten denedik’ düşüncesi ile ilerliyor.” diye devam ediyor. Bu kolay yolu seçip pes etmemek gerekiyor. Riske girmeyi ve yanlış yapmayı da göze almak gerekiyor. Başarı ancak bu yanlışlardan ders çıkardığımız zaman bize gelecektir.

Piyasadaki onlarca araçtan faydalanın

Pazarlamacıların performans ölçümlemeleri yapabilmeleri için her gün yeni teknolojiler ve yeni araçlar ortaya çıkıyor. “Facebook gibi platformlar kampanyaların optimizasyonu konusunda herhangi bir insandan çok daha başarılı sonuçlar veriyor.” diyor Brody. Bu platformların gücünden faydalanmak gerekiyor.

Mobil pazarlama firması Mobile Monkey firmasının CEO’su ve dijital konferansların gözde konuşmacısı Larry Kim, çağımızın pazarlama alanındaki “çatlak profesörlerinin” başında geliyor. Kim, Google Adwords’de ortalamanın üstünde bir CTR’nin (tıklanma oranı) nasıl büyük etkileri olacağını analiz etmek için Wordstream gibi araçları kullanıyor. “Google iyi bir CTR/Kalite Skoru’nu ödüllendirmeyi (aksi olarak da kötü CTR’leri cezalandırmayı) o kadar başarılı yapıyor ki farklı araçlar aynı anda kullanarak başarıya odaklanmak en doğru sonucu veriyor. İçerik pazarlaması için harcadığınız eforu SEO için yaptığınız gibi Adwords’deki anahtar kelimeleriniz için de gerçekleştirin ve CTR’nizi yükseltin.” diyor Larry Kim.

Takımınızla yek vücut olun

Gelen verileri kampanyanın her parçası kullanacak. İster kreatif ekip olsun ister strateji takımı herkes aynı verilerden faydalanacak. Ekibiniz birlikte ve temas halinde çalıştığı sürece yaptıklarının kampanyanın üzerinde ne gibi etkileri olduğunu görecekler ve ROI’a nasıl bir katkıda bulunduklarını anlayacaklar. Sadece sizin değil aynı zamanda tüm takımınızın ROI’a dayalı çalışması ve düşünmesi için birliktelik çok önemli.

Öğrendiklerinizi kullanın

Ekibiniz her seferinde Amerika’yı yeniden keşfetmek durumunda değil. Önceki çalışmalarınızdan ortaya çıkan verileri kullanmaktan çekinmeyin. Hangi hedef kitle için hangi mesaj daha etkili, hangi mecralarda daha iyi sonuç alıyorsunuz, hangi alanlarda nasıl kampanyalar işe yarıyor gibi bilgileri not edin. Daha sonrasında bu bilgileri kullanabileceğiniz bir kaynak olarak saklayın.

Optimizasyonun peşini bırakmayın

Bir kampanyada iyi sonuçlar almaya başladığınızda rehavete kapılmayın. Her zaman geliştirilecek alanlar vardır. Ayrıca ne kadar çok deney yaparsanız o kadar çok öğrenirsiniz. Üstelik bu öğrendiklerinizi bir önceki maddede olduğu gibi kayıt altında tutuyorsanız sonrası için çok kıymetli bilgilere sahip olursunuz.

Pazarlama bütçelerinizi en uygun şekilde harcamanın yolu deneyler yaparak sizin için en uygun yöntemi bulmaya dayanıyor. Kabul, birçok yönetici bu tarz deneyler yapılması konusuna çok sıcak bakmıyor. Daha önceden denenmiş yöntemleri sürdürmekte ısrarcı olabiliyorlar. Ancak modern bir pazarlamacının görevlerinden biri de eski yöntemlerden daha etkili yöntemlerin olduğunu kabul ettirip bunları uygulamak için çaba sarf etmek.

+
Su şişe firması, 100 Milyon dolarlık moda markasına dönüştü
:

Su yaşam için sadece bir zorunluluk değildir. Bu 100 milyon dolarlık şirket sayesinde, aynı zamanda bir sanattır. Büyük şirketler kurmak için, tasarım kullanan girişimcilerin tanınması sağlayan, 2017 Tasarım Ödülü’nün”Marka Tasarımı” kategorisinde, birinci olan S’well.

S’well’in kurucusu Sarah Kauss, Ernst & Young’da CPA olarak kariyerine başlamış ve daha sonra Harvard Business School’da MBA derecesi almış olması aslında prensipli oluşun izlerini taşıyor ama kendisi bundan fazlası sanırız. Çünkü açıklamasında “Benim çok organize çalışmam, herkesi delirtiyor. Ben, gerçekten kurtarma muhasebesiciyim.”

Kauss 2010 yılında bir moda markası gibi davranan bir su şişesi şirketi olan S’well’i kurmuştur. Bu şirketteki şişelerin özellikleri: Şişeler, sadece faydalı cihazlar olarak değil, içecekleri 12 saat sıcak tutan ve 24 saat soğuk tutan çift duvarlı bakır kaplı paslanmaz çelik kaplamaktadır. Her biri bir tuval gibi iki katı kalınlıktadır. Yılda iki kez, 30 yeni şişe tasarımı piyasaya sürülmüştür. Modern desenlerle donatılmış veya Hindistan ve Afrika teakwood tekstillerine benzeyenler daha sonra, uyarı yapılmaksızın koleksiyonun durdurulmasına neden olmuştur.Sonuç: S’well, hayranlarını kısa süreli değişen şişeleri üzerinde akıllıca yönlendirerek, sadece müşterilerden hevesli toplayıcılara dönüştürmek için şartlamıştır. Ortalama S’well sahibi hiç kimsenin sıvı taşıyan birkaç kaptan fazlasına ihtiyacı olmadığına göre, bu 25-45 dolarlık şişelerin beşten fazlasını, satın almaları oldukça mantıksızdır.2011 yılında Kauss, 17 fuara katılarak şişesini yaklaşık 600 bağımsız perakende mağazasına taşıdı. Oprah Dergisi, Kauss’tan ona S’well’in renklerinin hepsini sunmasını istediğinde – şirketin ürettiği tek renk okyanus mavisiydi.S’well, milyarlarca dolarlık bir şirket olmak için girişken planlar yaparak müşterilerin ilgisini çekmenin yollarını bulmaya devam ediyor. Hedef için düşük fiyatlı bir hat başlatmanın yanı sıra, moda tasarımcısı Anna Sui, fotoğrafçı Gray Malin (havai plaj fotoğraflarıyla tanınan) ve sokak sanatçısı Yoon Hyup ile işbirliği yapıyor. Bu yılın başlarında, Lilly Pulitzer ve Starbucks’la ortaklaşa yarattığı tropik şişe, bir gün içinde satıldı ve kahve zincirinin web sitesini çökertti. (Bugün eBay’da her biri 60 dolar ila 100 dolar arası fiyatlarda mevcut.)