X
+
Bir dinlenme arası,Kahveye bekliyoruz.
:
+
HAPPY BİRTHDAY BESTE ERKİN
:

3, YIL'INI DOLDURAN BOOMMEDYA WORKS ŞİRKETİNİN,  

KURUCUSU VE GENEL MÜDÜRÜ BESTE ERKİN'İN BUGÜN DOĞUM GÜNÜ.

HERŞEY İSTEDİĞİN GİBİ ,GÖNLÜNCE OLSUN.

SAĞLIK,HUZUR VE MUTLULUK DOLU NİCE NİCE YAŞLARA.

+
Zamana meydan okuyan bir aşk hikâyesi Raylar üzerinde bir zaman yolculuğu.
:

30’lu yıllarda bir tren garında başlayan hikâye, trenin vagonları arasında bir kovalamacayla devam ediyor. Genç adam, garda tesadüfen karşılaştığı kadını yakalamak için trene atlıyor, tren raylarda ilerledikçe zaman da su gibi akıp gidiyor. Aşk kovalamacasıyla birlikte her bir vagonda başka bir zaman dilimine konuk oluyoruz. 30’lu yıllarda hareket eden tren, bir metro trenine dönüşerek günümüze kadar ilerliyor; aşıkların kavuşması ise bir metro istasyonunda gerçekleşiyor.

Filmde zaman içerisinde insanlar, eşyalar, giyim tarzları, kısacası her şey değişiyor. Değişmeyen tek bir şey var: Lacoste’un ilk günkü tasarımını koruyan Polo’su.

+
PR Nedir? Ne Değildir? Nasıl Yapılır?
:

PR, Public Relations’ın kısaltılması ile iki kelimeden oluşan bir terimdir. Public Relations‘ın (PR) Türkçesi ise “Halkla İlişkiler“dir.

PR, (Halkla İlişkiler) görüş ve davranışları etkileyerek, kurum kimliği üzerine bir anlayış yaratan ve algılamaya sahip çıkan bir ilişkiler silsilesi olarak tanımlanabilir.

PR, (Halkla İlişkiler) çalışmalarının amacı; itibarı korumak, desteklemek, artırmak ve düşünce, davranış biçimlerine etki edebilmektir.

Halkla İlişkiler, davranışlarımızın, söylediklerimizin ve başkalarının hakkımızda söylediklerinin sonuçları ile, yani “itibar – tanınma” ile ilgili bir uzmanlık alanıdır.

Halkla İlişkiler faaliyetleri, bir organizasyon ile hedef kitlesi arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla yapılan, önceden planlanmış çalışmalar bütünüdür. Burada organizasyon; özel bir firma, kamu kurumu, sivil toplum örgütü ya da bir kişi de olabilir.

akademik pr

Halkla İlişkiler

PR (Halkla İlişkiler)’ın Akademik Tanımı

Kamuya ya da özel sektöre ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanıtım politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.

PR (Halkla İlişkiler)’ın Uluslararası Tanımı

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin 1954 tarihli kongresinde kabul edilen tanımına göre ise halkla ilişkiler: Bir işletmenin ya da özel veya kamusal bir kuruluşun bağlantı kurduğu veya kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevidir.

PR

PR

Halkla ilişkiler, belli bir davranışı benimsetmek ya da belli yönde hareket oluşturmak için halkı inandırma, ikna etme sanatıdır. PR, (Halkla İlişkiler) ilişkiler inşa eder.

Halkla ilişkiler, belirtilmiş hedef kitleleri etkilemek amacıyla hazırlanmış, planlı,inandırıcı bir iletişim çabasıdır. Halkla ilişkiler, kamuoyunu etkileme ve ondan etkilenme sürecidir.

Halkla ilişkiler, bir işletme ile hedef kitle arasında karşılıklı iletişimi, anlayışı, oluşturmaya ve sürdürmeye yardımcı olan ayrıcalıklı bir yönetim görevidir.

Halkla ilişkiler, yönetimin izlemekte olduğu politikanın halka benimsetilmesi, çalışmaların sürekli ve tam olarak halka duyurulması, yönetime karşı olumlu bir hava yaratılması, bunun yanı sıra halkında yönetim hakkında ne düşündüğünü ve yönetimden ne istediğinin bilinmesi ve halkla işbirliği sağlanması işlevidir.

PR

PR

“PR” geliştirdiği stratejiler, uyguladığı teknikler, yapmış olduğu çalışmalar ile kurumların, fikirlerini ve hizmetlerini sundukları topluluklar ile devamlı iletişim içinde olmasını sağlar.

PR, kuruluş yöneticilerinin programlarını uygulayabilmek, hem kuruluş hem de halka hizmet verebilmek için eğilimleri, istekleri analiz etmek ve sonuçlarını tahmin etmeye yönelik sosyal bilim ve sanattır.

PR Neden Gereklidir?

Sınırların kalktığı ve dünyanın yerel bir işletmeye döndüğü dünyada rekabet git gide zorlaşıyor. Çağın gerekliliklerini yerine getirmenin yanında rekabetin beraberinde getirdiği zorlukları aşmak da ayrı bir beceri gerektiriyor. Bu aşamada stratejik danışmanlık ve tanıtımın ne denli önemli olduğu ayrı bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.

Bugün küçülen dünyada şirketler “nasıl daha fazla satarım” sorusundan daha çok “marka ve kaliteyi nasıl oluştururum” sorusunun yanıtını aramaya başladı.

Dünyanın en iyi ve en kaliteli ürününü en ucuza üretiyor olsanız bile bundan kimsenin haberi yoksa geri dönüşü olmayan bir hizmet ve ürün ortaya koymanın hiçbir anlamı olmuyor. İşte bu noktada devreye PR giriyor.

PR’ın tanımını ve gerekliliğini yazarken hızla gelişen internet teknolojisini de göz ardı etmek mümkün değil. İnernet teknolojisinin hızla büyümesi ve dijitalleşmenin gittikçe yaygınlaşması PR’ın da Dijitalleşmesine neden oldu. Bizde bu yazımıza ek olarak Dijital PR Nedir?’i ekledik.

digital-pr-seo-ismail ünlü

Dijital PR Nedir?

Dijital PR; online-internet ortamında var olan bir markayı, bir şirketi, bir kurumu, bir projeyi veya bir online varlığı yönetmek ve iyileştirmek için yine online yöntem ve araçların kullanılmasıdır.

Dijital PR; sosyal medya, sosyal imleme-paylaşım, arama motoru, blog, forum, haber siteleri gibi internet araçlarının halkla ilişkiler amaçlı kullanılması faaliyetlerinin bütününe Dijital PR yani dijital halkla ilişkiler denir. 

+
Daha mutlu iş yeri ve daha mutlu çalışanlar için yapmanız gereken 5 şey
:

Warwick Üniversitesi’nde yapılan son araştırmalar mutlu çalışanların verimlerinin %12 oranında arttığını, mutsuz çalışanların ise veriminin %10 oranında düştüğünü gösteriyor. Araştırma ekibi şöyle diyor:

“İnsan mutluluğunun verimlilik üzerinde pozitif olarak büyük bir etkisinin olduğunu buluyoruz. Olumlu duygular, insanoğlunu canlandırıyor. Bilimsel koşullar altında yaptığımız araştırmalar, işçilerin mutlu olmasının gerçekten kazancı artırdığını gösteriyor. Google gibi şirketler, çalışanların mutluluğuna yatırım yaptı ve bunun karşılığını olumlu kazançlarla aldı. İlk çalışmalar sonrası verim neredeyse %37 oranında artış gösterdi.

Bu ve benzeri nedenlerle şirketler mutluluk odaklı bir kültüre geçiş yapmak zorundalar fakat bunu yapmak içi doğru yol insanlara bunu empoze etmek değil, onların bunu keşfedip saygı duymasını sağlamaktan geçiyor. Aşağıdaki 5 maddeyi uygulayarak siz de mutluluğa yatırım yapmaya başlayabilirsiniz.

1- İş yerinizi “çalışılabilir” hale getiren şeyleri tanımlayın

Her şirketin mutlu ve değerli bir grup özel çalışanı bulunur. Bu çalışanları tespit etmekle bu işe başlayabilirsiniz. Onları bulduktan sonra özel olarak görüşmeler gerçekleştirip şirketi başkalarına çalışmak için önerip önermeyeceklerini öğrenin ve şirketin beğendikleri, öne çıkardıkları yönlerini not alın. Bu veriler şirketinizin güçlü ve üzerinde çalışılması gereken yönleridir. Bu konuları artık ilerleyen aşamalarda kültür oluştururken ve/veya şirkete yeni çalışan alırken kullanabilirsiniz.

2- ” Ömür boyu öğrenme” kültürü kurun

Büyük ve beğenilen şirketlerin önemli yönlerinden biri de çalışanlarının gelişimine yatırım yapmayı asla kesmemeleridir. Google’ın her haftanın belli saatlerinde çalışanlarının kendi projeleri üzerinde çalışmasını teşvik ettiğini duymuşsunuzdur. Eğer şirketinizin vazgeçilmez olmasını istiyorsanız siz de çalışanlarınıza eğitimler, danışmanlıklar ve koçluk imkanları sağlamalısınız.

3- Açık iletişim kültürü kurun 

Gallup araştırma şirketinin yayınladığı rapora göre şirketlerde en büyük yapılan 2. hata iletişimsizliktir. Bir başka değişle iletişim kanallarının kapalı olmasıdır. “Şikayet kutusu” bir işe yaramıyor bunu hepimiz biliyoruz. Yöneticiler, müdürler hiç bir zaman şikayetleri okumaya zaman ayırmıyorlar. Eğer mulu şirket/mutlu çalışan mottonuz varsa şirketinizin açık iletişim yeteneklerini geliştirin ve çalışanlarınızın görüşlerine değer verin.

4- İş-Yaşam dengesi kurulabilecek bir çalışma modeli kurun

7/24 bağlı yaşadığımız günümüzde iş yaşam dengesini kurmak artık çok daha kolay. Georgetown Üniversitesi ve Alfred P. Sloan Vakfı tarafından yapılan araştırmalar, çalışanların yüzde 80’inin kişisel ihtiyaçlarını karşılayabildikleri, daha esnek çalışma seçenekleri ve alternatif programlarla daha mutlu olacağını doğruladı. Çalışanlarınızın moralini artırmak için aşağıdaki yöntemlerden bazılarını uygulayabilirsiniz:

  • Okulda çocuğu olan kişiler için mesaiye erken başlama ve erken bitirme imkanı verebilirsiniz.
  • Gece kuşu olanlar için geç başlayıp geç çıkma gibi bir alternatif sunabilirsiniz.
  • İşletmeniz uygun ise eğer haftanın 4 günü normal mesai saatlerine 1-2 saat ekleyerek cuma gününü tatil yapma imkanı sağlayabilirsiniz.
  • İsteyen çalışanlarınıza bazı günler evden çalışma imkanı verin. Verimlerin gözle görülür şekilde arttığını göreceksiniz.

5- Övgü ve tanıma kültürü geliştirin 

Gallup’un bir çok büyük şirkette yaptığı araştırmaları, düzenli olarak yöneticilerinden ve aynı seviyedeki çalışma arkadaşlarından övgüler alan kişilerin bireysel üretkenliklerinin arttığını gösteriyor.

SnackNation’ın CEO’su Sean Kelly, her hafta çalışanları içerisinde işini tam bilmedikleri ve/veya çok başarılı iş çıkarmış kişileri bir halka oluşturup dinledikleri ve tanıdıklarını söylüyor. Böylece hem çalışanın önemi ortaya çıkıyor, hem herkes tanıyor hem de övgü almış oluyor. Ayrıca ayın çalışanı veya dönemin en başarılısı gibi övgü dolu hedefler belirleyebilirsiniz. Böylece çalışanlarınız bu övgü ve ödüller için daha fazla çabalayacaktır.

+
Kendine güveni tam olan kişilerin önemli alışkanlıkları
:

Kendine güvenen kişilerin çoğu zaman ortak alışkanlıkları oluyor. Bu alışkanlıkları, hayatlarına yön veren kararlarda önemli rol oynuyor ve mental açıdan rahatlamalarını sağlıyor. Bu kişilerin temiz bir zihin geliştirmek için kullandıkları en önemli 10 yöntem ise şöyle:

1- Amacınızı tanımlayın

Yaptığınız işi neden yaptığınızı kendinize açıklayamazsanız bu işi yaparken sık sık soru işaretleriniz olur ve kendinizden emin olamazsınız. Aynı şekilde bu durum hayatınızda da geçerli. Eğer bir hayat amacınız yoksa kendinize güveniniz yarım kalır. Bu nedenle ilk olarak bir hayat amacı belirleyin ve bunu işinize de uyarlayın. Eğer bir amacınız olursa oraya ulaşabileceğiniz için kendinize güveniniz de yerine gelecektir.

2- Başkalarıyla kendinizi kıyaslamaktan kaçının

Bir konuda kendinizi başkalarıyla kıyaslamak isterseniz her zaman daha iyisini ve daha kötüsünü bulabilirsiniz ve genelde kendinizi iyisiyle kıyaslayacağınız için kendinize olan güveniniz zayıflar. Kaşılaştırmanız gereken tek kişi sizsiniz. Olmak istediğiniz versiyonunuzla kendinizi kıyaslayın ve onun için çabalayın.

3- Çözümlere odaklanın

Hayatın bir çok farklı alanında sorunlarla karşılaşacaksınızdır. Yalnızca sorunlara odaklanmak sizi bir yere götürmeyecektir. Bu nedenle çözüme odaklanın. Üstesinden geldiğiniz her sorun kendinize olan güveninizi artıracaktır. Sorun olabileceğini kabul edin ve çözüm için hazırlanın.

4- Güçlüyü oynayın

Zayıf yönlerimize bazen çok odaklanıyor. Evet zayıf yönleriniz olabilir evet ama bu konuda yapacağınız şey çabalamak ama aynı zamanda güçlü yönlerinizi de ortaya çıkarmak ve onlar üzerinde de çalışmanız ve kendinizi onurlandırmanız doğru olandır. Eğer matematiğiniz iyi değilse CFO olmaya çalışmayın güçlü yönünüze odaklanın.

5- Harekete geçin

Korkularınız karşısında harekete geçememek sizi sınırlandıran en büyük şeydir. Korkularınızın esiri olursanız eğer hiç bir şey yapamazsınız. Korkularınıza kulak asmadan harekete geçtikçe kafanızın içinde dolanan “sen yapamazsın” seslerini daha az duymaya başlayacaksınız.

6- Gerçekleşene kadar taklit edin 

Eğer yeterince iyi olmadığınızı düşünüyorsanız yine de başarılı olduğunuz inancına sığının ve insanların sizi öyle görmesini sağlayın. Başarılıymış gibi yaptıkça ve tabi aynı zamanda gerçekten başarılı olmak için çabalamaya devam ettikçe başarıyı yakalama ihtimaliniz artacaktır. Bu konuda Amerikalıların sözü bile var “Fake it till you make it!”

7- Görünüşünüze dikkat edin 

İyi görünürseniz iyi hissedersiniz. İyi hissederseniz kendinize olan güveniniz yerine gelir. Yakışan ve giymek istediğiniz şeyleri giyin. Görünüşünüze yatırım yaparsanız başarınıza yatırım yapmış olursunuz.

8- Pozitif düşüncelere odaklanın 

Kendiniz hakkında negatif konuşmak, kötümser olmak kısır bir döngüdür ve kendinize olan güveni zedeler. Zayıflıklar yerine olumlu yönlerinize odaklanın, başarısızlıklar yerine başarıya odaklanın.

9- Hazır olun

Başarı kısmen hazırlık, kısmen fırsattır. Çalışın, pratik yapın ve doğru fırsat kapınıza geldiğinde onu güzel bir şekilde karşılayın ve başarı için ilk adımınızı atın. Hazır olduğunuz zaman kapınıza gelen fırsatlardan yararlanmak için kendinize daha çok güvenirsiniz.

10- Beden dilini kucaklayın

Beden dili, kelimelerden daha yüksek sesli konuşur. Kendinize olan güveniniz zayıfladığı zaman omuzlarınızı geriye çekin, başınızı dikleştirin, ayaklarınızı yere sağlam basın ve ellerinizi bir süper kahraman gibi konumlandırın. Yeni duruşun ruh halinizi ne kadar çabuk değiştirdiğine inanamayacaksınız.

+
Dünyanın en değerli markaları listesine teknoloji hükmediyor
:

Çok değil, kısa zaman öncesine kadar, marka başarısı söz konusu olduğunda Coca-Cola, McDonald’s veya Marlboro gibi klasik Amerikan markaları zirvedeydi. Fakat hatırı sayılır firmalarca yapılan çalışmalar gösteriyor ki, geçtiğimiz on yıl içerisinde Silikon Vadisi’nden çıkan dev şirketler marka değeri açısından listelerin eski ev sahiplerini süratle solladılar.

Araştırma şirketi Kantar Millward Brown’un 2007’de hazırladığı BrandZ sıralamasında, ilk 10’da yalnızca 3 teknoloji şirketi yer alırken, firmanın bu ay yayınladığı güncel listede bu sayı 7’ye çıkmış durumda.

Teknoloji şirketlerinin konumu

Teknoloji elbette 10 yıl öncesinde de listelerde görünür haldeydi. Sonuçta önümüzde bir Google gerçeği var. Çok uzun süredir ilk sıraların gediklisi haline gelmiş, hatta artık her dilde anlaşılan bir fiile dönüşmüş olan bu ismi alt etmek pek çokları için çok zor… İniş çıkışlar yaşasa da, bu tarz listelerin olmazsa olmazı Microsoft’u da anmadan geçmeyelim.

Bu iki büyük devin yanı sıra, geçtiğimiz yıllar içerisinde hem şirket değerlerini ‘dünyanın en büyüğü’ mertebesine taşıyan hem de markalaşma anlamında emin adımlarla üst sıralara tırmanan başkaları da bulunuyor. Örneğin iPhone, 2010’lara doğru Apple’ı adeta sırtlayıp götüren, kendi başına da markalaşmayı başaran bir isim oldu. Amazon ve Facebook ise, geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde artan bir ivmeyle yarışa katılarak yıldızlar takımında ön sıralara geçmeye hak kazandı. İlk 50’ye ulaşamamış olsalar da, Netflix, Snapchat ve YouTube’un 3’ü de bu yıl ilk kez 100’lük sıralamaya girmeyi başardı.

Gözden kaçmaması gereken bir diğer nokta ise, hem 2006’da hem 2017’de ilk 10’a girebilmiş 3 şirketin hepsinin teknoloji şirketleri oluşu. Tahmin etmek zor değil, tabii ki Google, IBM ve Microsoft’tan bahsediyoruz.

Bu markaların kat ettikleri yolu, aşağıdaki grafikten inceleyebilirsiniz.

Geleneksel markaların son hali

Silikon Vadisi zirvenin keyfini süredursun, bir zamanların hükümdarları olan geleneksel markaların durgun sulara demirlemiş olmasında, değişen tüketici alışkanlıkları ve beklentilerinin de etkili olduğunu söylemeden geçmek olmaz.

Örneğin Walmart’ın 2006 ile 2017 arasında 24 sıra birden gerilemesinin ardında yatan sebeplerden biri hiç kuşkusuz ezeli düşmanı Amazon’un müşterilerine sunduğu dijital rahatlık. Bir zamanlar ilk 10’daki yerlerini sonsuza dek garantiye almış gibi görünen Coca-Cola ve Marlboro’nun sırasıyla 12 ve 13’üncü sıralara düşmüş olmasını ise, sağlık ve doğallık gibi kavramlara yönelik bilincin artmasına bağlamak yanlış olmaz. (İçinden geçtiği kimlik çatışmalarına rağmen 10 numaraya tutunmuş olan McDonald’s ise, kısmen tutarlı bir seyir halinde.)

Raporda Kantar Millward Brown analistlerinin görüşlerine de yer verilmiş. Buna göre BrandZ Global Top 10 listesinin 12 yılda geçirdiği evrim, teknolojinin hakimiyetini ve global finans krizinin yıkıcı etkilerini yansıtıyor. Analistler, sağlık konusunda değişen tüketici davranışlarına ve teknolojik inovasyonun önemine de vurgu yapmayı ihmal etmemişler.

Araştırma şirketi, şirketlerin marka değerine yönelik tahminini, 51 ülkede 3 milyondan fazla tüketiciyle yapılan mülakatlardan elde edilen verilere dayanarak oluşturmuş. Katılımcıların çeşitli markalara karşı yaklaşımları ve bu markalarla aralarındaki ilişki, 414 kategoriyi kapsayan ve nihayetinde 4,6 milyon satır veri elde edilen anketler aracılığıyla irdelenmiş.

+
Steve Jobs tarafından üretilen Apple-1 rekor fiyata alıcı buldu
:

Apple hayranlarının en son çıkan ürünlere para vermekten çekinmediği aşikar. Fakat geçtiğimiz hafta bambaşka bir hayranlık seviyesi açıldı. Bir kişi, New York’taki bir açık arttırmada teknoloji devinin en eski parçasına 355.000$ vererek sahip oldu.

Bu bilgisayar 1976 yılında Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından üretilen ve hala hayatta olan 66 parçadan bir tanesiydi.

Tarihi bir üründü

Apple-1, şirketin büyümesindeki en önemli üründü. Zira bu bilgisayar ilk defa tamamen birleştirilmiş bir anakart ile sunulan ilk kişisel bilgisayardı.

+
NİCE BAYRAMLARA
: