X
+
Yeni yıl stratejisi
:
Markalara yön verenlerin daha önce hiç yapmadığı kadar tüketicisine kulak verip, kendi gündemlerini askıya almaları gerekiyor. Bu beylik ve haber değeri taşımayan bir söylem gibi gelse de, günlük telaşenin içine dalınca kolaylıkla unutuluyor. Bediz Eker.
+
Tarihi değiştiren 10 önemli arkeolojik keşif
:

Arkeolojik keşifler, geçmişe ışık tutmamıza yardım eder. Geçmiş hakkında ne kadar bilgi sahibi olursak hem dünya hem de insanlık hakkında o kadar bilgiye sahip oluruz. Ancak bazı arkeolojik keşifler bize bilgi sunmak yerine, aklımızda daha çok soru işareti oluşmasına sebep oluyor. Aşağıda dünya tarihindeki en büyük arkeolojik keşifler yer alıyor.

1) Altamira Mağarası

Altamira Mağarası, Paleolitik çağdan kalma bir mağaradır ve İspanya’da bulunmaktadır. Mağaralar oldukça derin yerlerde olduklarından iklim koşullarından etkilenmemişlerdir ve dolayısıyla üzerlerinde yer alan resimler günümüze kadar korunmuştur.

2) TerraCotta Ordusu

TerraCotta Askerleri ve atları 20. yüzyılın en büyük arkeolojik keşiflerinden biridir. Çin imparatoru Qin Shi Huang’ın mezarının 15 kilometre doğusunda yer alan bu yer altı mezarında çalışmalar hala devam etmektedir. 13 yaşında imparator olan Qin Shi Huang bu anıt mezarı 11 senede yaptırmıştır. 1974 yılında bir grup köylünün bir kuyu açmak için toprağı kazdıklarında buldukları taşlar, arkeologların hemen dikkatini çekti. Gerçek boyutlarda olan terracotta askerleri ve atları savaş formatında sıralanmış halde bulunmuşlardır. İşin en ilginç kısmı ise bu askerlerin hepsinin birbirinden farklı oluşudur. Müze olarak halka açılan anıt mezar 16,300 metrekare büyüklüğündedir.

3) Owen Dağı Moa’sı

1986’da Yeni Zelanda’da bulunan Owen Dağı’nda, yer alan mağaraları bulmak için bir araştırma yapıldı. İki mağara arasındaki yolda yapılan kazı çalışmalarında ilginç kemikler bulan ekip şaşkınlığa uğramıştı. Yakın zamanda hayatını kaybetmiş gibi görünen bu ilginç yaratığın kemikleri üzerinde derisi de sapasağlam duruyordu. Küçük bir fenerin ışığı ile kazı yapan ekip, bu keşfin ne olduğunu çok sonra öğrendi. Yaratığa benzeyen şey aslında nesli tükenen uçmayan kuşlardan biri olan Moa’nın kalıntılarıydı.

4) Buda’nın Doğum Yeri

Lord Buda, MÖ. 623 yılında Nepal’in kuzeyinde bulunan Lumbini bölgesinde doğdu. Burası şu an Budist merkezi olarak geliştirilmektedir. Dünyanın en büyük dinlerinden birinin en kutsal mekanlarından olan Lumbini’deki en önemli kalıntı, MÖ. 245 yılında Budist Kral Ashoka’nın yaptırdığı 6,5 m yüksekliğindeki dikili taştır. Aynı zamanda Budist manastırları ve mihrapları da bulunmaktadır ki bunlar da milattan önce 3. yüzyıldan kalmıştır.

5) Rosetta Taşı

Rosetta Taşı, üzerinde Demotik (Mısır’da halkın kullandığı dil), Hiyeroglif ve Antik Yunanca olmak üzere üç farklı dilde yazılmış aynı metin bulunmaktadır. Mısır hiyerogliflerinin anlaşılmasında büyük rol üstlenmiştir. 1799’da Napolyon’un Mısır’a yaptığı akında Fransız bir asker tarafından keşfedilen taş, bu eski dilin keşfedilmesi açısından büyük yankı uyandırmıştır. İngiliz ordularının Mısır’da, Fransa’yı yenmesi üzerine Rosetta Taşı, İngilizlerin eline geçmiştir. 1802’den bu yana British Museum’da yer almaktadır. Müzede en çok ziyaretçi alan eserlerden biridir.

6) Pompeii

İtalya’da bulunan Vezüv Yanardağı, binlerce yıl yaşında olan bir dağdır ve bu zamana kadar birçok kez patlamıştır. En büyük patlama ise 79 yılında gerçekleşen patlamadır. Bu patlama ile Pompeii adlı şehir volkanik kül altında kalmıştır. İki bin kişinin öldüğü patlamadan sonra şehir uzun yıllar boş kalmıştır. 1748’de keşfe çıkan bir ekip kalın bir enkazın altında şehrin olduğu gibi durduğunu keşfetmiştir. Binalar, anıtlar ve insan iskeletleri şehir yaşamı hakkında bolca bilgi sahibi olmamızı sağlamıştır.

7) Ölü Deniz Parşömenleri

Ölü Deniz Parşömenleri, 1947’de şans eseri keşfedildi. Bugün İsrail Müzesi’nde sergilenen bu parşömenler, MÖ. 520 ve 70 yılları arasındaki tarihi anlattığı için önemli keşifler arasındaki yerini almıştır.

8) Pluto’nun Kapısı

Pluto’nun Kapısı aynı zamanda Cehennem Kapısı olarak da bilinmektedir. Pamukkale yakınlarında yer almaktadır. Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasına geçişi sağladığı anlatılan bu arkeolojik keşifler 1965 yılında yapılmıştır. Arkeolog D’Andria, Discovery News’e verdiği bir röportajda heykellerin iki mitolojik yaratığı temsil ettiğini belirtmiştir. Biri bir yılanı göstermektedir ki bu da yeraltı dünyasının bir sembolüdür. Diğeri de Kerberos olarak bilinen üç başlı köpektir ki bu da Yunan Mitolojisi’nde cehennemin bekçisidir.

9) Lycurgus Kupası

Lycurgus Kupası gizemi 1990’lara kadar çözülemeyen arkeolojik bir keşiftir. 1600 yıllık Roma kupasının renkli sırrı hastalıklar ya da güvenlik önlemlerinde şu anki teknolojiyi geliştirecek bilgilere sahiptir. British Museum’da bulunan kupa ön taraftan aydınlatıldığında yeşil, arka taraftan aydınlatıldığında ise kırmızı görünmektedir.

10) Kommagene Krallığı

Kommagene Krallığı’nın nerede olduğunu muhakkak duymuşsunuzdur. Ama biz yine de hatırlatalım. Nemrut Dağı’nda bulunmaktadır. Bu krallık MÖ. 162’de kurulmuş küçük ve bağımsız bir krallıktı. Nemrut Dağı’nda bulunan tanrı Kral Antiokhos oldukça ilginç bir kraldı; ölümünden sonra da tanrı olarak tapınılmak isteyen kral astroloji ile de ilgiliydi. İnsanların ona tapınması için 2,100 metrelik Nemrut Dağı’nda büyük bir dini tapınak inşa ettirdi. Burada hem tanrılara denk olacaktı hem de tüm krallık burayı görebilecekti. Kazı çalışmalarının hala devam ettiği dağda kralın mezarı henüz bulunmadı.

+
Tüm gününüzü değiştirecek 8 alışkanlık
:

Güne başlama şekliniz, enerji seviyeniz ve kendinizi kontrol edebilme kabiliyetiniz üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.

Nottingham Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, son zamanlarda, enerji ve kendini kontrol edebilme hakkındaki 83 ayrı çalışmanın araştırılmasından elde edilen bulguları yayınladılar. Öyle ki buldukları sonuçlar, güne başlama şeklinizi değiştirecek türden diyebiliriz…

Araştırmacılar, kendi kendine kontrol ve enerjinin sadece karmaşık bir şekilde bağlı olmasının yanı sıra, aynı zamanda günlük kaynakları da kas gibi yorduklarını buldular.

Her ne kadar bunun farkında olmamamıza rağmen, gün geçtikçe, kendi kendimizi kontrol etmede ve işimize odaklanmakta güçlük çekiyoruz. Kendimizi kontrol etme durumu gerçekleşmeye başladığında yorgun hissediyoruz ve görevleri daha zor yerine getiriyoruz.

Sabahın erken saatleri, kendini kontrol etmenin mümkün olabileceği en uygun saatler iken; yorgunluk, üretkenliği ortadan kaldırıyor. Fakat; hüner, sadece sabah saatlerinde çalışmak için değil; sabahları, enerjinizi ve kendi kendinizi kontrol etmenizi olabildiğince uzun sürdürecek doğru şeyleri yapmaktır.

Nottingham araştırması, sabah kötü alışkanlıkları çiğneyerek gün boyunca enerjiyi ve kendi kendinizi kontrol altına almanızı sağlayacak yolları ortaya çıkardı.

İster doğal olarak uyanık ve üretken hissedin, isterse başka türlü… Bu ipuçları sabah rutininizi değiştirerek bütün gün süren olumlu bir tutum kazanmanıza yardımcı olacaktır.

Güne egzersizle başlayın

Bristol Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, işe başlamadan önce egzersiz yapan kişilerin, daha enerjik  ve olumlu bir bakış açısına sahip olduklarını buldu.

Sabahları ilk iş olarak egzersiz yaparak kendinizi kontrol edebilir ve enerji seviyenizi yükseltebilirsiniz.

Uyandıktan sonra limonlu su için

Uyandıktan sonra, limonlu su içmek enerji seviyenizi fiziksel ve zihinsel olarak yükseltir. Limonlu su, karnınızdaki besin maddesinin emilmesini sağlayarak gün boyu süren, düzenli ve doğal enerji verir. Tam emilimi sağlamak için sabah aç karnına içmeniz gerekir. Ayrıca yemekten önce içtiğinizde 15-30 dakika kadar bir süre beklemelisiniz. Limonlar, güçlü bir besin deposudur. İçerisinde potasyum, c vitamini ve antioksidanlar yer alır. Ama şunu unutmayın; limonu sıkıp susuz olarak kesinlikle tüketmeyin çünkü dişlerinize zarar verir.

Kahvaltı edene kadar ekranlardan uzak durun

E-postalara ve Facebook’a  uyanır uyanmaz daldığınızda, odaklanma sorunu yaşarsınız ve başkalarının istek ve ihtiyaçlarına yenik düşersiniz. Günün bu değerli ilk anlarını, sakin ve rahatlatıcı bir şeyler yaparak değerlendirin.  Çünkü; elektronik aletleri gözünüzü açar açmaz kullanmak ters etki yapar. Egzersiz veya meditasyon yapmak, pencereden dışarıyı izlemek, güne başlamak için yapılabilecek harika şeyler…

Gerçek bir kahvaltı yapın

Kahvaltı yapmak, sizi birçok insanın önüne geçirir. Kahvaltı yapanların, diğer kişilere göre obez olma eğilimi daha düşüktür. Kan şekeri seviyeleri daha dengeli ve gün boyunca daha az aç kalma eğilimindedirler. Bu saydıklarımız sadece kahvaltı yapanlar için sayabileceğimiz istatistiklerdir. Sağlıklı bir kahvaltı yaptığınızda üretken bir günün kapılarını rahatça aralayabilirsiniz. Sağlıklı bir kahvaltı size enerji verir, kısa süreli hafızanızı geliştirir. Daha yoğun ve daha uzun süre konsantre olmanıza yardımcı olur.

Gün için hedefler belirleyin

Araştırmalar somut hedeflere sahip olmanın, güven ve denetim duygularındaki muazzam artışlarla ilişkili olduğunu gösteriyor. Güne özgü hedefler belirlemek, her şeyi kolayca harekete geçirmenizi sağlar. Hedeflerinizi ulaşılabilir birkaç adıma indirin ve bölümlere ayırın. “Makale yazmayı bitirmek istiyorum” gibi belirsiz hedefler, nasıl yapacağınızı eklemediğiniz için etkili bir çözüm değildir. Daha işlevsel bir şekilde, aynı hedef şu şekilde ifade edilebilir: “Makalemin her bölümüne bir saatten fazla zaman harcayarak üç bölümden birini bitireceğim…” Şimdi, basitçe sonuca ulaşmak istediğiniz bir şeye odaklanın ve bunu başarmanın bir yolunu bulun.

İşe başlamadan önce çalışma alanınızı temizleyin

İşe başlarken çalışma alanınızı temizlemek zor gelse de, konsantre olma kabiliyetinizde büyük bir fark yaratır. Princeton Üniversitesi’ndeki bir araştırma, temiz bir çalışma alanında çalışmış kişilerin karmaşık bir alanda çalışanlara göre daha iyi performans gösterdiğini tespit etti. Aslında, dağınıklığın konsantrasyon üzerindeki etkileri, çoklu görevlerin etkilerinden farklı değildir.

Sabah görüşmelerini zamanında yapın

Toplantılar için, günün çoğunluğunu ele geçiren zaman dilimleri demek mümkündür. Üretken bir sabahı mahvedebilirler. Sabahlarını etkili bir şekilde organize eden kişiler, günün geri kalanını daha rahat planlarlar. Bu, herkesi daha odaklı ve etkili olmaya motive eden bir sınır belirler. Sizler de sabah toplantılarınızı zamanında yapın ve bütün gününüzü ona göre planlayın.

Aynı anda birden fazla iş yapmayın

Sabahları aynı anda birden fazla işle ilgilenmek enerji kaybına yol açar. Öyle ki, gün içinde kendinizi yorgun hissetmenize neden olur. Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, çoklu görevlerin aynı anda tek bir şey yapmaktan daha az üretken olduğunu doğruladı. Araştırmacılar, çeşitli elektronik araçlarla düzenli olarak bilgi akışı bombardımanına tutulan kişilerin, bir işi birer birer tamamlayanların yanı sıra, bilgileri iyi alamadıklarını ve hatırlayamadıklarını tespit etti.

Ancak bazı insanlar, çoklu görev için özel bir kabiliyete sahip olabilir. Onları istisna olarak görmek gerekir. Stanford araştırmacıları, grupları, çoklu görev eğilimlerine ve performanslarına yardımcı olduğu inancına dayandırarak karşılaştırdı. Çoklu görev yapanların, becerilerinde, aynı anda tek bir şeyi yapmak isteyenlerden daha kötü olduğunu bulmuşlardır. Sık sık çoklu görev yapanlar, düşüncelerini düzenlemede ve alakasız bilgiyi filtreleme konusunda daha fazla sorun yaşadığı için kötü performans göstermiştir.

Çoklu görev, verimliliğinizi ve performansınızı düşürür, çünkü beyniniz yalnızca bir kere yeterince odaklanabilir. Tek seferde iki şey yapmaya çalıştığınızda, beyniniz her iki görevi de başarıyla yerine getirebilme kapasitesinden yoksundur.

+
Her girişimcinin kabul etmesi gereken 2 başarı ilkesi
:

Girişimcilik kendi kendine hareket eden bir roller coaster gibidir. Farklı bir şey denemek için kendinize güvenmeniz, başarılı olup olmayacağınıza dair kendinizden şüphe etmeniz ve tekrar kendinize güvendiğiniz bir döngüdür. Bu durum tamamen akıl oyunudur.

Bir girişimci olarak mücadeleye devam etmek için neyin işe yarayıp neyin işe yaramayacağına dair notlar almalısınız.

Herkes başarıyı farklı tanımlar şirketler ve endüstrilerde buna dahil olmak üzere… Ancak başarılı  olmanın yöntemleri her zaman aynıdır. İletişim, karar verme, ekip çalışması, liderlik ve beceriler. Bunların hepsini öğrenmek ve uygulamak son derece zordur.

Başarıyı şekillendiren bu ortak 2 düşünceye hep birlikte bakalım nelermiş?

1. Kaos özgürlüktür.

Bir şeyi düşündüğünüzde kesin bir yargıya varıyorsanız onun üzerine çok düşünmez ve sorgulamazsınız bu yüzden bir öğrenme gerçekleşmez. Emin olduğunuzda, neyin olabileceğini hayal etmek zordur, bu da beraberinde hiçbir yenilik getirmez. Böyle zamanlarda zihninizi de sınırlandırmış olursunuz.

Kaos özgürlüktür, çünkü bilindik olan ile bilinmeyen arasındaki fırsatın nerede olduğunu gösterir. Örneğin, dünyadaki en büyük iki müşteri hizmetleri sağlayıcısı olan Uber ve AirBnb‘yi ele alalım. Hiçbirinde envanter yok. Bunun yerine, önce kendilerine iki soru sorarak düşünceyi yaratıyorlar: İnsanların ne için ödeme yapacaklarını, neleri mümkün kılabileceklerini ve neye ihtiyaçları olacağı üzerine düşünüyorlar.

Kaos özgürlüktür ilkesini ele alalım ve bunu kişisel gelişimimize uygulayalım. İngiliz filozof ve yazar James Allen, bir zamanlar “koşullar insanı adam etmez, onu açığa vurur” demiştir. Sonuç: Başarıyı tanımlayan ne başarı ne de başarısızlıktır. Bunun yerine, yolunuzu belirleyen başarısızlığa nasıl tepki verdiğinizdir. Bu yüzden kaos özgürlüktür. Çünkü kaos sizi seçim yapmaya iter.

2. Adapte olmak.

Değişiklik, sabit olan eski bir klişedir, ancak doğrudur. Aslında bu durum iki seçenek sunar. Şimdi adapte olmak ve rekabet etmek. Ya da daha sonra uyum sağlamak ve tekrar rekabet edebilmek için çabalamak. Bizim tavsiyemiz ilki şeklinde yol almak. Blockbuster, Pan Am Havayolları, Kodak ve sayısız  şirket bu ikisini de denedi ve hepimiz bunun onlar için ne kadar iyi olduğunu biliyoruz. Öyle ki kontrol edilebilir olan şeyler beraberinde seçim hakkı getirir. Bu yüzden güzel bir durumdur…

+
“Asla Pes Etmeyen” 15 Gönüllü Ünlü İsim Sosyal Sorumluluk İçin Bir Arada!
:

Pharmaton®, asla pes etmeme ilkesi ile hayallerinin peşinden koşan herkes için yepyeni bir sosyal sorumluluk projesiyle karşımıza çıkıyor. “Asla Pes Etmeyenler Kulübü” çeşitli zorluklarla karşılaşmalarına rağmen azim ve kararlılıkla amaçlarının peşinden koşarak kendi alanında başarıya ulaşmış 15 gönüllü ünlü isimden oluşuyor.

Bu gönüllü ünlülerin ilham veren hikâyeleri ”Asla Pes Etmeyenler Koleksiyon Kitabında” toplanıyor. Ünlü yazar Ali Deniz Uslu’nun editörlüğünü yaptığı ve ünlü fotoğrafçı Mehmet Turgut’un fotoğraflarını hazırladığı kitabın satışından elde edilen gelirin tamamı, “asla pes etmeyen gelecek nesiller” yetiştirmek adına Türk Eğitim Vakfı’na bağışlanacak.

“Asla Pes Etmeyenler Kulübü’nde Ünlüler Geçidi

15 gönüllü ünlü ismin samimiyetle yazılmış başarı hikayelerinin yer aldığı “Asla Pes Etmeyenler Kulübü Koleksiyon Kitabı”nda kimler yer alıyor? Liste oldukça iddialı: Şefliğini kitapları ve televizyon programlarıyla taçlandıran Pharmaton elçisi Arda Türkmen, “Fi”, “Çi” ve “Pi” üçlemesiyle iz bırakan yazar ve psikolog Azra Kohen, Fifa kokartlı ilk Türk kadın hakem ve antrenörümüz Lale Orta, BIG CHEFS Kurucusu ve CEO’su Gamze Cizreli, MFÖ üyesi ve müzik efsanesi Fuat Güner, “Vizontele”, “Gora”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Yahşi Batı” gibi eserlere imzasını atan usta yönetmen Ömer Faruk Sorak, çalışmaları dünya yıldızlarının albüm kapaklarına taşınan fotoğrafçı ve yönetmen Mehmet Turgut, Grand Slam turnuvalarında tek kadınlarda ön eleme turlarında oynayan ve turu geçen ilk milli tenisçimiz Çağla Büyükakçay, Jared Leto, Rita Ora, Miley Cyrus gibi yıldızların tercihi Les Benjamins’in Kurucusu ve Kreatif Direktörü Bünyamin Aydın, seslendirdiği karakterlerle hepimizin kulaklarında iz bırakan seslendirme sanatçısı, yazar ve TV sunucusu Yekta Kopan, NASA’da çalışan ilk Türk bilim insanı Feryal Özel, Türkiye’nin en çok konuşulan röportajcısı, gazeteci ve köşe yazarı Ayşe Arman, Socrates Dergi Genel Yayın Yönetmeni ve Eurosport’un sevilen spikeri Caner Eler, Türkiye’de halkla ilişkilerin temellerini atan Betûl Mardin ve ODTÜ bençinden Basketbol A Milli Takımı Baş Antrenörlüğü’ne uzanan başarılı basketbol koçu Çetin Yılmaz. Kadrosuyla beklentiyi oldukça yükselten “Asla Pes Etmeyenler Kulübü Koleksiyon Kitabı” bu ay tüm D&R mağazalarında ve www.dr.com.tr’de yerini alacak.

“Asla Pes Etmeyenler Kulübü” Senin de Hikâyeni Bekliyor!

“Asla Pes Etmeyenler Kulübü” sadece ünlülerin hikayeleri ile ilham vermiyor aynı zamanda herkesi asla pes etmediği hikayesini paylaşarak diğerlerine de ilham vermeye çağırıyor. Asla Pes Etmeyenler Kulübü”ne katılmak isteyenler www.pharmaton.com.tr ’den asla pes etmediği hikayesini ve hayalini paylaşabilir. Pharmaton® ve Asla Pes Etmeyenler Kulübü özel jürisi tarafından en ilham verici asla pes etmeme hikayesi seçilecek. Pharmaton® seçilen hikayenin kahramanının hedefine ulaşması için ona destek olacak.

Sen de asla pes etmediğin hikayeni paylaş, hem yeni nesiller için bir ışık yak, hem de hedefine giden yolda Pharmaton® sana destek olsun.Detaylı bilgi ve katılım için www.pharmaton.com.tr.

+
2017 yılında YouTube’da en çok izlenen 10 reklam
:
YouTube Ads Leaderboard 2017 yılı sonuçları belli oldu.
+
Hey Corç versene borç
:
90'lar pop dünyasıyla ilgili değil bu yazı, o zamanın absürt şarkılarından birini güncelleme amaçlı. Artık borç istemek için şarkı söylemenize gerek yok, bir mesaj uygulaması yeterli!
+
CRIF ICB'nin kredi puanlama sistemini geliştirmek için İrlanda Kredi Bürosu (ICB) ile birlikte çalışmaktadır
:
CRIF ve ICB, bugün, 2017 yılı sonunda serbest bırakılacak olan ICB CRIF Puan IV versiyonunun yeni bir versiyonuyla ICB'nin ısmarlama kredi puanlama sistemini yenilediğini duyurdu. ICB CRIF Puanı sürekli olarak izlenmekte ve güncellendi; değişen piyasa koşullarını ve ICB veritabanına veri kaydı yapan artan kredi veren kuruluş sayısını yansıtmak için 2001'de ilk kez piyasaya çıktı.
+
“Bunun için çok yaşlıyım” mı dediniz?
:
Bir kez daha düşünün deriz. Zira 57 yaşında dalmayı öğrenen Pino Auber, yaşınız kaç olursa olsun bunu dediğiniz için sizi biraz utandırabilir.
+
Freelancer dünyası her geçen gün neden büyüyor?
:

Kendi işini büyütmeye çalışan insan sayısı giderek artıyor ve 9 – 5 eziyetine kimse katlanmak istemiyor. Kariyer bağımsızlığı yükselişte ve FreshBooks tarafından yürütülen yakın tarihli bir araştırmaya göre, serbest meslek sahibi kişilerin çoğunluğu (10 kişiden 7’si) geleneksel istihdama geri dönme niyetinde değil.

Bunun yerine, işlerini büyütmeyi düşünüyorlar. Gerçek şu ki, ekonomideki başlıca roller artık “işveren ve çalışan” değil. “Bağımsız bir profesyonel ve müşteri” ekonomisine yönelmiş durumda. Kariyer bağımsızlığının nasıl yeni norm haline geldiğinden bahsedelim:

İşverenin ve çalışanın zihniyetleri değişti:

Çoğu kişi iş güvenliği ve güvenilirlik istedi. Kuşağa hakim olan zihniyet böyleydi. 1950’lerde doğan ve emeklilik yaşına erişen pek çok profesyonel, aynı işveren için 30 yıldan fazla bir süre çalıştı. Buna karşılık, arzu edilen sağlık yardımları, sayısız ikramiyeler ve emeklilik planına sahip oldular. Fakat 1970’ler, 1980’ler ve 1990’larda doğan pek çok profesyonel bu yaklaşımı artık uygulanabilir bulmadı ve değişim başladı…

Şirketler ve çalışanlar birbirinden uzaklaştı. Çalışanlar kariyerlerinde bağımsızlığa yöneldiler. Buna örnek olarak gösterebileceğimiz başlıkları sizler için derledik.

İşte iki örnek:

1. İşverenler yüksek vasıflı ihtiyaçlar için bile sözleşmeli işçilerden daha yüksek bir yüzdeye geçmiştir. Tam zamanlı çalışanlar, maliyetli ve esnek olmayan olarak görülüyor.  Özellikle ABD’de sağlık yardımlarının maliyeti çoğu durumda bir çalışan maaşının yüzde 20’sinden fazlasına eşit.

2. İşverenler; bağımsız işçilere, yükselen beceri boşluklarına ve rekabetçi baskılara dayalı olarak daha kolay ölçeklenebilir ve büyütülebilen satıcılar olarak davranırlar. Birçok bağımsız çalışan, hizmetlerini şirket için fatura etmelidir. Faturalar daha sonra danışmanlık ve proje bütçesinden ödenir.

Bu maddelerin hepsi birlikte ele alındığında, işveren ile çalışan arasındaki bağ dokusu kopuyor. Kariyerlerinin ortasındaki profesyoneller ise iş çeşitliliği ve özerklik istiyorlar. Bütün bir kariyer için bir işverenle kalmanın çok fazla riski var.

Çalışanların özerklik istemelerinin 3 nedeni:

1. Çalışanlar, kişisel önceliklerini karşılayacak esnek saatler isterler.

2. Çalışanlar, kişisel markalaşma konusunda akıllı davranıyorlar. LinkedIn, kişisel web siteleri veya diğer pazarlama fırsatları olsun, çalışanlar kendilerini öncelikle işverenleri arka plana itecek şekilde sunmaktalar.

3. Çalışanlar, görev süresi yerine tecrübe kazanmakla daha çok ilgileniyorlar. Yeni veya orta meslek eğitimli bir meslek grubuna şu soruyu sorun: Gelir aynıysa, önümüzdeki altı yıl boyunca bir işte veya iki yıl üç farklı işte kalmayı tercih eder misiniz? Bunun cevabı ikincisidir. Farklı deneyimler, daha fazla büyümeyi ve öğrenmeyi teşvik eder.

+
CRİF - BMWORKS. ANTALYA ZİRVE TOPLANTISI YAPILDI.
:

CRİF Enf.ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. Gen.Müdür Yrd. 'ı Sn.Mehmet Pişkin,Satış Birim Müdürü Eda KARAER, Pazarlama Yöneticisi Onur DUYDU ve Crif Antalya ve Civarı İller Bölge Temsilcisi BMWORKS.Şti  Genel Müdürü Beste ERKİN yanısıra M.Cumhur ERKİN,Handan Baysal,Ahmet Avcı,Ayşe ATILGAN ve Nevin ÖZEN'in katıldığı 2017 yılı Genel değerlendirme ve Plan toplantısı Antalya'da yapıldı.İki gün süren değerlendirme ve strateji  toplantısının yorgunluğu  05/06/2017  akşamı Akra Barut Otel içindeki ''Pablito'' restaurant'da düzenlenen  yemek ile atıldı.

+
ANTİKAD.ANTALYA İŞ KADINLARI DERNEĞİ BAŞKAN VE ÜYELERİ BMWORKS OFİSİMİZİ ZİYARET ETTİLER.
:

ANTİKAD.Antalya İş Kadınları Derneği, Değerli Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri BMWORKS:Antalya ofisimizi ziyaret ettiler.
Karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak,Güzel Antalya'mız için birlikte neler yapabileceğimizi konuştuk. 
Görüşmenin taraflar ve güzel Antalyamız için faydalı sonuçlar yaratmasını temenni ediyoruz.
BMWORKS.Beste ERKİN.